(4721 S. K. m. 1023, 1024)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Asliye Hukuk Mahkemesinde daha önce görülen davada 10 ada 22 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin miras bırakanı Ahmet Özak'a ait olduğunun tespit edildiğini, Tapu Sicil Müdürlüğünün hükmen tescil gibi işlem yaptığını, taşınmazın bulunduğu alanda 18. maddesi uygulaması yapılarak çeşitli parsellerde miras bırakanına pay verildiğini, taşınmazları satış yoluyla tasarruf etmek istediklerinde Tapu Sicil Müdürlüğünün tescilin dayanağı kararda tesciline sözü geçmediği için istemi işleme koymadığını, imar uygulaması ile oluşan parsellerin geldisi olan ve mülkiyet hususunda çekişme bulunmayan 22 parsel sayılı taşınmazın Ahmet Özak mirasçıları adına payları oranında tescilini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda kayıtlı olduğunu, yeniden tescilin mümkün olmadığını, Tapu Sicil Müdürlüğüne husumet düşmeyeceğini, idarece işlemlerin yapılmamasına ilişkin itirazların İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davada tapu kaydındaki eksikliğin giderilmesinin istendiği ve tapu sicillerini ilgilendiren davalarda Tapu Sicil Müdürlüğünün yasal hasım olması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı idare vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çekişmeli taşınmazın tapuya tescili isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; dava konusu taşınmazın kadastroca davacının miras bırakanı Ahmet Özak adına 22 parsel sayısı ile tespit edildiği, tespite 3. kişiler tarafından itiraz edildiği, itiraz davası sonunda, taşınmazın özel orman sınırları içinde kalacak şekilde tespit ve tescili ile mülkiyet çekişmesinin Asliye Hukuk Mahkemesinde açılacak dava sonucuna bırakıldığı, bu yolda oluşturulan karar üzerine Ahmet Özak tarafından açılan mülkiyetin tespiti ve muarazanın men'i davasının kabulüne karar verilerek, kararın 22.7.1985 tarihinde kesinleştiği ve taşınmazın 4.12.1986 tarihinde hükmen bu kişi adına tescil edildiği görülmektedir.
Daha sonra 22 parsel sayılı taşınmazın 15.6.1995 tarihinde imar uygulamasına tabi tutularak çeşitli imar parsellerinin oluştuğu, bu parsellerde davacı miras bırakanının müstakil ve paylı mülkiyet sahibi kılındığı anlaşılmaktadır. İmar parsellerinin oluşmasının dayanağını teşkil eden idari karar, ayakta olup halen geçerliliğini korumaktadır. Bu durumda imar uygulaması iptal edilmediği sürece bu uygulama ile oluşan tapu kayıtlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğu söylenemez.
Sonuç: Hal böyle olunca, davanın reddedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalı İdarenin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 03.02.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy