(4721 S. K. m. 716)
Dava: Davacı, dava konusu taşınmazda kayden paydaş olan davalı yüklenici ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığını, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, sözleşmedeki edimin yerine getirileceği inancıyla payını devrettiğini ileri sürerek, sözleşme ile devredilen payın iptali ile 1/3 payın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, aralarında kat karşılığında inşaat sözleşmesi yaptıklarını, davacının sözleşmenin ifa edilmemesinden doğan zararın tazminini isteyebileceğini, tapu kaydının iptali konusunda açılan davanın yersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin inançlı işleme dayandığını, davacının iddiasını yazılı delille ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma isteminin değerden reddiyle; Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; kardeş olan dava taraflarının çekişmeli taşınmazın öncesini teşkil eden 27 parsel sayılı parselde paydaş bulundukları anılan parselin ifraz ile 30 ve 34 parsel sayılı taşınmazların oluştuğu, oluşan bu parsellere önceki mülkiyet haklarının yansıtıldığı, bunlardan çekişmeli bulunan 34 parselde davacının 1/3, davalının ise 2/3 paylara sahip oldukları görülmektedir.
Daha sonra taraflar arasında 34 parsel üzerinde inşaat yapılmak üzere 9.1.1998 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiği, anılan sözleşmede davalının yapının yükleniciliğini üstlendiği, bu amaçla taşınmazda oluşturulacak 42 m2 lik dükkanın davacıya tahsisinin kararlaştırıldığı ve gerek inşaat sözleşmesi gerek dükkan tahsisi gözönünde tutularak 34 parselde davacıya 42/285 pay verilmesi ve kalanın davalı üzerinde bırakılmasının öngörüldüğü ve bu halin tapu siciline satış akdi ile yansıtıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki, davalı yüklenicinin edimini yerine getiremediği de sabittir. Bu husus esasen taraflar arasında da çekişmesizdir.
Açıklanan bu olgular karşısında taraflar arasındaki çekişmenin kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklandığı kabul edilmelidir. 34 parseldeki davacıya ait pay temlikinin ve yeni mülkiyet durumunun oluşmasının da bu sözleşmeye dayalı bulunduğu kuşkusuzdur. Öyle ise çekişmenin anılan hukuki sebebe göre çözüme kavuşturulması gereklidir.
Davalının sözleşme ile üstlendiği yükümlülüğünü yerine getirmediği, yerine getirilmesi olanağının da bulunmadığı, dosya içeriği ve davalı savunması kapsamıyla sabittir. Bu durumda davalıya sözleşme gereği temlik edilen payın hukuki dayanağının ortadan kalktığının kabulü gereklidir.
Hal böyle olunca; davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hukuki tasvifte yanılgıya düşülerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması, doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy