(3402 S. K. m. 12) (818 S. K. m. 18)
Dava ve Karar: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan İ.'in mal kaçırmak amacıyla 7 parça taşınmazını davalılara satış yoluyla temlik ettiğini ileri sürüp muvazaa sebebiyle tapu kayıtlarının miras payı oranında iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazları 1968 yılında bedelini ödeyerek satın aldıklarını, 2 yıl sonra yapılan kadastro tespiti ile taşınmazın adlarına tescil edildiğini, 10 senelik hak düşürücü sürenin geçtiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, miras bırakanın 1973 yılında öldüğü, çekişme konusu taşınmazların kadastro tespitinin 1975 yılında kesinleştiği, kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 senelik hak düşürücü sürenin geçtiği, çekişme konusu taşınmazların miras bırakana ilişkin olduğu konusunda yeterli ve inandırıcı delil gösterilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi E
K
'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Sonuç: Dosya içeriğine, toplanan delillere hükmün dayandığı kanuni ve hukuksal gerekçeye ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına özellikle çekişmeli taşınmazlardaki davalı paylarının anılan taşınmazların geldisini teşkil eden 9 ve 11 parsellerle ilgili bulunduğu, parsel kayıtlarının 07.03.1975 gününde kesinleşen kadastro tespitine dayalı bulunduğu, miras bırakanın temlikinin ve ölümünün, tespitin kesinleşme gününden öncesinde olduğu, bu suretle davada 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesi ile ön görülen hak düşürücü sürenin geçtiği anlaşıldığına göre; davacıların temyiz itirazı yerinde değildir. Reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı 1,10 YTL. bakiye onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26.05.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dava, Borçlar Kanununun 18.maddesinden kaynaklanan muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3.maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreden söz edilerek davanın reddine karar verilmiştir.
Miras bırakan İ.'in 1968 gün 26 no.lu tapu ile temlik ettiği taşınmazın kadastroca 19.7.1969 gününde 9 parsel altında; 1968 gün 27 no.lu tapu ile devredilen taşınmazın da aynı tarihte 11 no.lu parsel olarak davalılar adına tesbit edildiği, tespitlerin 7.3.1975 gününde kesinleştiği, bu arada murisin 18.4.1973 gününde vefat ettiği, 9 ve 11 no.lu parsellerin daha sonra toplulaştırmaya tabi tutulduğu kayden sabittir.
Muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı davalarda dava açma hakkının murisin ölümüyle ortaya çıktığı Kadastro Yasasında ön görülen hakdüşürücü sürenin uygulanmasında murisin ölüm tarihinin büyük önem taşıdığı kuşkusuzdur.
On senelik hakdüşürücü sürenin tespitin kesinleşme gününden itibaren hesaplanacağı da tartışmasızdır.
Somut olayda miras bırakan taşınmazların geometrik ve hukuksal durumunu belirleyen tespitten sonra öldüğüne göre 3402 S. Kanunun 12/3.maddesinde ifadesini bulan kadastrodan önceki hukuki neden olgusunun gerçekleştiği söylenemez. Esasen Yargıtay uygulamalarında da tutanağın düzenlendiği tarihten sonra ve fakat kesinleşmesinden önceki haklara dayanılarak dava açıldığı takdirde on senelik hakdüşürücü süre kapsamında olmadığı kabul edilmektedir.(8.HD) 19.3.1988 gün1985/2970 Esas 1985/2927 Karar) Zira bu tür davalar mirasçılık hakkına dayanılarak açılan davalardır. Eldeki davada da mirasçılık hakkı murisin ölümüyle tespitten sonra doğmuş olup yenilik doğurucudur. Aksi düşüncenin kabulü halinde bu tür davalara kadastro mahkemesinde bakılması gerekir.
Öyle ise, hakdüşürücü sürenin geçmediği gözetilerek işin esasının incelenmesi, bu sebeplerle de hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy