(4721 S. K. m. 705, 1027)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 841 ada 4 ve 6 nolu parsellerde toplam 165 m2'lik payı bulunması gerektiğini, ancak ifrazlar sırasında bu payın yanlışlık sonucu azaldığını ileri sürmüş, anılan parsellerdeki toplam payının 165 m2 ye çıkarılmasını istemiştir.
Mahkemece, sabit olduğundan bahisle davanın kabulüne,4 ve 6 nolu parsel maliklerinin paylarının bilirkişi raporu doğrultusunda düzeltilerek adlarına tesciline karar verilmiştir.
Karar, hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydındaki pay oranının arttırılması isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 812 m2'lik 4 parsel sayılı taşınmazda davalılarla paydaş bulunan davacının 165/812 payı mevcut iken davalıların miras bırakanından satış vaadi sözleşmesiyle pay satın almış olan dava dışı Cemil Tilki'nin davalılar aleyhine açtığı cebri tescil davası sonunda 4 nolu parselin ortasından 235 m2'lik kısmının ifrazı ile Cemil Tilki adına tesciline karar verildiği ve bu kısmın 4 nolu parselden ifraz edilerek 5 parsel sayısıyla adı geçen kişiye tescil edildiği; taşınmazın geriye kalan 207 m2'lik bölümünün 6 nolu parsel, 370 m2'lik bölümünün de 4 nolu parsel olarak davacı ve davalılar adına kayıtlandığı, her iki parselde de davacının 165/812 payının aynı kaldığı, dolayısıyla Cemil Tilki adına ifraz edilen 5 nolu parsele giden miktarın yalnızca davalıların paylarından alınması gerekirken, taşınmazın toplam miktarı eksildiği halde pay oranı değişmeyen davacının ifrazdan önceki payına karşılık gelen miktarın da azaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davalılar yönünden davanın kabul edilmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki, cebri tescil davasında kurulan hüküm gereği ifraz ve tescil işlemini yapan Tapu Sicil Müdürlüğünün davacının payına düşen miktarın azalmasından sorumlu tutulabileceğini ve kendisine husumet yöneltilemeyeceğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, Tapu Sicil Müdürlüğü yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi yerine yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Hazine vekilinin temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 09.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy