(4721 S. K. m. 560, 561)
Dava : Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar,ortak miras bırakanları Zeliha'nın mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak 19 parsel sayılı taşınmazın bedelini ödeyerek 1/3'er payı davalı oğulları adına tescil ettirdiğini,kamulaştırma parası ile de taşınmaz üzerine 4 dükkan ve 8 daire bulunan bina inşa ettiğini ileri sürerek davalılar adına olan tapuların payları oranında iptal ve tescilini mümkün olmazsa tenkisen iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar,taşınmazı 3. kişiden aldıklarını,murisin katkısı bulunmadığını,mal kaçırma amacı da olmadığını bildirip,davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,davacıların muvazaa iddiası sabit görülerek davacıların payları oranında tapunun iptal ve tesciline karar verilmiştir.
Karar,davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 24.5.2005 Salı günü saat 9. 15 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebliğat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı,incelemenin dosya üzerinde yapılmasına,süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra bilahare Tetkik Hakimi raporu okundu,düşüncesi alındı.Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil,olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece,davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden,toplanan delillerden ve çekişme konusu 19 parsel sayılı taşınmazın dayanak kayıtlarının incelenmesinden;davalıların 1983/162 sıra nolu taşınmazı 3. kişilerden 1/3'er oranında satın aldıkları,kadastro sırasında 8 parsel sayılı taşınmazı olarak yine 1/3'er paylarla adlarına tespit ve tescil edildiği,daha sonra anılan parselin 17 ve 18 parsellere ifraz edilerek 17 parselin 3. kişi adına kayıtlı 6 parselle trampa edildikten sonra 18 ve 6 parselin tevhit edilerek 19 parsel olarak davalıların adına 1/3'er pay oranında tescil edildiği görülmektedir.
Belirtilen bu işleyiş içerisinde ,miras bırakanın davalılara bir temlikinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Öyle ise murisin doğrudan akte taraf olmadığı işlemler bakımından olayda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama yeri yoktur.Bu durumda tapu iptal ve tescil isteğinin kabul edilmiş olması doğru değildir.
Ne var ki, davada davalılar üzerine oluşan payların bedelinin miras bırakan tarafından ödenmek suretiyle tescilinin gerçekleştiği de ileri sürülmüştür.Diğer bir anlatımla davada gizli bağış olgusuna da dayanılmıştır.Bu iddianın kanıtlanması halinde davada ileri sürülen kademeli istek olan tenkis hükümlerinin de olayda uygulama yeri bulacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca,çekişme konusu taşınmaz bedellerinin miras bırakan tarafından ödenip ödenmediğinin açıklığa kavuşturulması, koşulların bulunması halinde Medeni Kanunun 560 ve takip eden maddeleri gereğince inceleme yapılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.Davalıların temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine,24.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy