(1086 S. K. m. 440) (4721 S. K. m. 683)
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden ve özellikle dava dilekçesi içeriğinden; davacı hazinenin kayden maliki bulunduğu 538 ve 2158 sayılı çaplı taşınmazlarına davalının yapılaşmak ve bahçe olarak kullanmak suretiyle elattığını ileri sürerek bunun önlenmesi ve yıkım isteğinde bulunduğu anlaşılmaktadır.
Dava nedeniyle yerinde 2 kez keşif yapılmış, mahkemece bunlardan 23.5.2002 tarihli keşfe dayalı olarak düzenlenen 24.5.2002 tarihli rapor ve krokiye itibar edilerek hüküm kurulmuştur. Oysa, iki keşif sonucu düzenlenen bilirkişi rapor ve krokilerinin birbiri ile uyumlu olmadığı izlenmektedir. Bu çelişki giderilmeksizin karar verilmiş olması doğru görülemez.
Bilindiği üzere; çaplı taşınmaza elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle çap kaydının yada kayıtlarının getirtilerek tarafların tüm delilleri toplanılmalı, dosya keşfe hazır hale geldikten sonra yapılacak uygulamada çekişmeli yer ile yanların ellerinde bulunan kısımların sınırları tarafların ortak beyanlarına göre açıklığa kavuşturulmalı, gerektiğinde bu yön taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile kuşkuya yer bırakmayacak biçimde saptanmalıdır.
Daha sonra belirlenen bu durum göz önünde tutularak hazır bulundurulan kadastro fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilere kadastro sırasında konan nirengi noktalarından, bunlar yoksa hem paftada hem arazide mevcut sabit noktalardan yararlanılarak takometrik aletlerle kadastral yöntemlere uygun biçimde ölçüm yaptırılmalı; bilirkişilerden uygulamayı yansıtan, infazı sağlamaya yeterli ve özellikle davacı tarafın taşınmazına bir tecavüzün bulunup bulunmadığını varsa miktarını açıkça gösteren kroki ve rapor alınmalıdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıdaki ilkeleri kapsar biçimde yerinde yeniden keşif yapılması, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Anılan hususlar karar düzeltme isteği üzerine bu kez yapılan inceleme sonunda anlaşıldığından davacı hazinenin karar düzeltme isteğinin H.U.M.K.'nun 440. maddesi gereğince kabulü ile Dairenin 20.10.2004 gün 2004/10786 esas 2004/11605 karar sayılı onama kararının ortadan kaldırılmasına, yerel mahkemece kurulan 18.9.2002 tarih, 330/346 sayılı kararın açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 25.04.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy