(4721 S. K. m. 747)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacı, Mayıs 1968 tarih, 29 no'lu tapu ile maliki olduğu taşınmazın bir kısmını davalıların araba yolu yapmak suretiyle işgal ettiklerini, daha sonra yol açılan yere yaptığı duvarın da davalılarca yıkıldığını ileri sürüp; elatmanın önlenmesi ve duvar bedeli olan 2.000.000.000 TL. tazminata karar verilmesini istemiştir.
Davalılar S. ve M., yolun açılması ve duvarın yıkılması ile bir ilgileri bulunmadığını, mahalledeki ev reislerinin anlaşması ve davacının rızasıyla dava konusu yerden yol geçirildiğini belirtip davanın reddini savunmuşlar, davalı A. yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı S. K. vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu yerin kayden davacılara ait Mayıs 1968 tarih 29 sayılı tapu kapsamı içinde bulunduğu, davalıların anılan yeri yol olarak kullanmak suretiyle tasarruflarında bulundurdukları anlaşılmaktadır.
Çekişmeli taşınmazdaki davacı duvarının davalılar tarafından yıkıldığı kanıtlanamadığına göre tazminat isteğinin reddedilmiş olması doğrudur.
Ancak, yol olarak kullanılan bölüm bakımından, davacının, davalı kullanımına muvafakat etmiş olmasının, bu yerdeki kayda dayalı mülkiyet hakkından vazgeçtiği anlamını taşımayacağı muhakkaktır. Anılan kullanım tarzının Türk Medeni Kanununun 747. maddesi anlamında bir geçit hakkına dönüştürülmediği ve sicile yansımadığı sürece davacının mülkiyetten kaynaklanan hakkını her zaman kullanma olanağına sahip olacağı kuşkusuzdur. Dava açılmakla davacının başlangıçta verdiği varsayılan muvafakati da geri aldığı kabul edilmelidir.
Hal böyle olunca, elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 5.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy