(3402 S. K. m. 18)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan çekişmeli taşınmaz için davalı tarafından açılan tescil davasının reddedilerek kesinleştiğini, taşınmazın tarım arazisi vasfında olup ekonomik yarar sağlaması mümkün yerlerden bulunduğunu ileri sürüp, tescil dosyasındaki sınırları ve koordinatları yazılı taşınmazın hazine adına tescilini istemiştir.
Davalılar, duruşmalara katılmamış, yanıt vermemişlerdir.
Mahkemece, tescil dosyasında tarım arazisi olduğu ve baraj sularının dışında kaldığı belirlenen kısmın davacı adına tesciline, su altında kalan bölüm yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Senem Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı.
Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmazın 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi uyarınca hazine adına tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan çekişme konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımına dayanılarak açılan tescil davasının reddedildiği, hükmün Yargıtay'ca onanmak suretiyle kesinleştiği; bunun yanında Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünün 29.9.2004 tarihli cevabi yazısından, dava konusu taşınmazların kısmen kamulaştırma alanı içinde kaldığının bildirildiği anlaşılmaktadır.
Kamulaştırılan, bu suretle kamu malı olan bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamaz. Bu yerlerde 3402 Sayılı Yasanın 18. maddesi hükmünün uygulama yeri yoktur. Başka bir deyişle, kamulaştırılan bir yer özel mülk olarak hazine adına tescil edilemez.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazla ilgili kamulaştırma işlemlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı, taşınmazın kamulaştırma sahası içinde kalıp kalmadığı bakımından yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğünden kamulaştırma evraklarının getirtilerek, kamulaştırma işlemi kesinleşmiş ise krokisinin mahallinde uygulanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere eksik araştırma ile hüküm kurulması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 5.5.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy