(2762 S. K. m. 44)
Dava: Davacı vekili, çekişmeli 18 parsel sayılı taşınmazın 21.6.1949 tarihinde satış suretiyle davalı adına tescil edildiğini, oysa davalının cemaat vakfı olup vakfiyesi bulunmadığını ve 1936 yılından sonra mal edinemeyeceğini ileri sürerek, tapunun iptaliyle eski kaydın ihyasını istemiştir.
Davalı vekili, taşınmazın 1936 yılı beyannamesinde gösterildiğini, emin kişi adına kayıtlı iken sonradan vakfı adına tescil edildiğini ve davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin karar soruşturma noksanlığından bahisle Dairece bozulmuş, mahkeme bozmaya uyarak yaptığı yargılama sonunda davanın kabulüne karar vermiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmişse de dava değeri yeterli olmadığından istek reddedildi. Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı:
Karar: Dava, yolsuz tescil nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, özellikle hükmüne uyulan Daire bozma ilamı sonrası yapılan uygulamadan; çekişmeli 18 parsel sayılı taşınmazın 1948 yılındaki kadastro çalışmalarında 6.6.1935 tarih 11 nolu tapu kaydına dayanılarak Yorgi Vasilyadis adına tespit edildiği ve itirazsız 23.3.1949 tarihinde kesinleştiği; kayıt maliki öldükten sonra taşınmazın, mirasçıları tarafından 21.6.1949 günü satış suretiyle davalı Vakfa temlik edildiği; anılan taşınmazdaki dükkanlarla vakfın 1936 yılı beyannamesinde 36 ve 38 kapı nosuyla gösterilen dükkanların aynı dükkanlar olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, 2762 Sayılı Vakıflar Kanununun 44. maddesi ile yasanın yürürlüğe girdiği 5.6.1935 tarihi itibariyle vakıf mallarının belirlenip tapu siciline tescilinin sağlanması için düzenleme getirilmiş, bununla yetinilmeyerek yasanın muvakkat maddesinde cemaat vakıflarına da vakfa ait taşınmazları bildirme ve bu suretle adlarına tescil olanağı tanınmış; 1936 yılında verilmiş bu beyannamelerin cemaat vakıflarının taşınmaz mal varlıklarını belli etme ve sonradan mal edinme bakımından "vakıfname" niteliğinde bulunduğu da yargısal uygulamada kararlılık kazanmıştır.
Hal böyle olunca, davalı vakfın 1936 yılı beyannamesinde yer alan çekişmeli taşınmazın adına kayıtlanmasının yolsuz tescil niteliğinde bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalının temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy