(634 S. K. m. 3, 12, 13)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, kat mülkiyeti kurulmuş ana binadaki 1 ve 3 nolu bağımsız bölümlerde davalılar adına oluşturulan payların kendi paylarını etkileyecek şekilde davalılara fazladan pay verildiğini ileri sürerek fazlalığın iptali ile kendi paylarına ilave edilmek suretiyle adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı cemiyet, kat mülkiyetinin dayanağını teşkil eden sözleşme gereğince pay verildiğini, yanlışlık bulunmadığına değinilerek davanın reddini savunmuştur.
Karar, davalı cemiyet vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Özgül B.'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, kat mülkiyeti kurulmuş ana yapının 1 ve 3 nolu bağımsız bölümlerindeki davalılara ait payların bir bölümünün iptali ile davacılar adına tescili isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, çekişmeli bağımsız bölümlerin öncesini oluşturan 17460 ada 3 parsel sayılı taşınmazın maliklerinin dava dışı yüklenici ile 10.4.1995 tarihinde yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince binanın inşa edilerek yapının tamamlanmasını takiben kat mülkiyetine geçildiği, buna göre oluşan bağımsız bölümlerin arsa payları belirlenerek malikleri adına müstakil ve paylı mülkiyet üzere sicil kayıtlarının oluşturulduğu, çekişmeli asma katlı dükkan niteliğindeki 1 nolu bağımsız bölümle 3 nolu bağımsız bölüme ayrı ayrı 201/6625'er arsa payı bağlanarak dava dışı kişilerle birlikte tarafların her birinin malik oldukları paylar gösterilmek suretiyle paylı mülkiyet üzere sicile bağlandığı anlaşılmaktadır.
İddianın içeriğine ve ileri sürülüş biçimine göre, davacıların davalı Bilecikliler Hayır Cemiyeti ile diğer davalı Mustafa A.'un kat mülkiyetine geçilmeden önceki kadastral parselde daha az pay sahibi iken kurulan kat mülkiyetine göre oluşan 1 ve 3 nolu bölümlerde kendi paylarını azaltacak şekilde davalılara fazladan pay verildiğini ileri sürerek fazla oluşturulan paylarla ilgili sicil kaydının iptali ile kendi paylarına ilave edilmek suretiyle tescilini istedikleri görülmektedir.
İddianın içeriğine ve somut olayın bu özelliğine göre taraflar arasındaki çekişmenin bağımsız bölümlere tahsis edilen arsa paylarına yönelik olmadığı, aksine arsa payına bağlanmış bağımsız bölüm malikleri adına oluşturulan paylardan kaynaklandığı, bir başka ifade ile çekişmede 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanununun arsa paylarının saptanması ve düzeltilmesini öngören 3. maddesinin uygulama yerinin bulunmadığı açıktır.
Öyleyse, mahkemece bu ilkeler gözetilerek eldeki davanın karara bağlanmış olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalının mahkemenin görevine ilişkin temyiz itirazı yerinde değildir, reddine.
Davalı cemiyetin diğer temyiz itirazlarına gelince; gerçekten de dava dışı yüklenici ile arsa maliki olan tüm paydaşlar arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilen ve ana yapıda oluşturulan tüm bağımsız bölümlerin ayrı ayrı kimlere ait olacağı, kimin hangi bağımsız bölümde ne miktarda pay sahibi olması gerektiği tüm maliklerin ortaklaşa kabul ettikleri Konya 5. Noterliğince 22.2.1999 tarihinde tastik edilen sözleşme gereğince tapu sicil müdürlüğünün düzenlediği Temmuz 1999 tarihli resmi senet uyarınca 3442 yevmiye numarası ile 27.9.1999 tarihinde 634 sayılı Kat Mülkiyeti kanununun 12, 13. maddeleri gereğince kat mülkiyetinin kurulduğu tartışmasızdır. Gerek resmi senette ve gerekse tarafların ortaklaşa kabul ettikleri noterce tastikli işlem belgesinde davalı cemiyetin payının 1 nolu (dükkanda) bağımsız bölümde 98/201, 3 nolu bağımsız bölümde ise 108/223 alacağı açıkça belirtilmiş olup, esasen tarafların da kabulü doğrultusunda resmi senet düzenlenerek bağımsız bölümlere ait çap kayıtlarının oluşturulduğu kuşkusuzdur. O halde, tarafların müştereken belirleyip kabul ettikleri cemiyete ait payla ilgili oluşturulan sicil kaydının doğru temele dayanmadığını söylemek ve kabul etmek olanaksızdır. Bu duruma göre, taraflar arasında tahsil edilen kira bedellerinin kime ne miktar ait olacağına dair bilirkişilerin raporlarına esas aldıkları 1.2.1999 tarihli tutanak başlığını taşıyan belgenin kat mülkiyetine esas teşkil eden belgelerden olmadığı, çekişmenin giderilmesinde etkili olamayacağı da izahtan uzaktır.
Hal böyle olunca, yukarıdaki ilke ve somut olgular gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalı cemiyetin temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.05.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy