(818 S. K. m. 18, 511, 514, 518)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,kayden maliki bulunduğu 77 parsel sayılı taşınmazdaki 2 ve 4 nolu bağımsız bölümleri davalıların miras bırakanına ölünceye kadar bakma akdi ile temlik ettiğini, bakım borçlusu Hüseyin'in bakım görevini yerine getirmediğini,ölümü ile bakım borcunun mirasçı davalılara geçmesine rağmen davalıların da bakım görevini yerine getirmediklerini ileri sürüp sözleşmenin feshine,tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar,çekişme konusu taşınmazların edinilmesine katkıda bulunduklarını, davacının miras bırakanın yurt dışında olduğunu bilerek akdi yaptığını,davacının bakımı ile ilgilendiklerini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece,akdin yapılma tarihinden bakım borçlusu miras bırakanın ölüm tarihine kadar geçen süre içinde bakım görevinin fiilen çekişme konusu taşınmazların birinde bakım alacaklısının oturması,diğerinin kira gelirinden faydalanılması şekline dönüştüğü, akrabalık ilişkisi ve fiili durum gözetilerek tapu iptali yerine irat tahsisi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar,davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar:Dava, ölünceye kadar bakma akdi borçlusunun ölümü nedeniyle akdin feshi, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davacıya irat tahsisine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden davacının 26.6.1978 tarihli akitle çekişme konusu 77 parseldeki 2 ve 4 nolu taşınmazları ölünceye kadar bakma kaydıyla oğlu Hüseyin'e temlik ettiği, Hüseyin'in 27.5.2003 tarihinde ölümüyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmelerinde bakım alacaklısının ölümü sözleşmenin sona ermesini gerektirdiği halde bakım borçlusunun ölümü ile sözleşme son bulmaz, bakma ve görüp gözetme borcu bakım borçlusunun mirasçılarına intikal eder. Ancak yasa koyucu bakım alacaklısına, isteği dışında, bakım borçlusunun mirasçıları ile birlikte yaşamaya zorlamamak için ölüm tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşmeyi bozma (fesh etme) hakkı tanımıştır.(B.K.nun 518.) Ne var ki bakım alacaklısının ölüm nedeniyle sözleşmeyi bozması (fesh etmesi) halinde bakım borçlusuna verdiği malı aynen mirasçılarından geri istemesine yasal olanak yoktur. Bu durumda Borçlar Kanunun 518.maddesinde açıkça belirtildiği üzere sadece borçlunun iflası halinde,İflas masasından isteyebileceği miktara eşit bir para talep edebilir. Nitekim bu ilke 5.6.1957 tarih 25/22 sayılı inançları birleştirme kararında da açıkça vurgulanmış, uygulama bu yönde kararlılık kazanmıştır.
Öte yandan, Borçlar Kanununun 5l8.maddesinde öngörülen fesih beyanının kullanılması ile sözleşmenin ortadan kalkacağı; feshin hükümlerinin önceye etkili olamayacağı; bu nedenle ölünceye kadar bakma sözleşmesinin o zamana kadar meydana getirdiği hükümleri muhafaza edeceği kuralıda yerleşmiş Yargıtay İçtihatları ve Bilimsel görüşlerde ortaklaşa kabul edilmiştir.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarıdaki ilke ve olgular doğrultusunda bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.6.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy