(818 S. K. m. 162, 163, 186) (4721 S. K. m. 683 ,716)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden malik bulunduğu 7242 parsel sayılı taşınmaza, davalının kaçak inşaat yaptığını, fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek, elatmanın önlenmesine ve yıkıma karar verilmesini istemiştir.
Davalı, çekişmeli taşınmazı S.S. A. Yapı Kooperatifinden hisse devri ile iktisap ettiğini, davacı ile dava dışı kooperatif arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi olduğunu ve halen feshedilmediğini, kooperatif üyesi olmak nedeniyle taşınmazda yer aldığını, fuzuli şagil olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın kayden maliki olan davacı ile dava dışı kooperatif arasında kat karşılığında inşaat sözleşmesi yapıldığı, davalının kooperatif üyesi olduğu, geçerli sözleşmeye dayanarak ve dava dışı kooperatif üyesi olarak taşınmazda bulunduğu, açılan davanın yersiz olduğu, kaçak inşaat nedeniyle yıkım isteminin idari işlem olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü :
Karar:Dava, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu 7242 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, anılan yerde davacı ile dava dışı kooperatif arasında 7.12.1987 tarihli kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, anılan sözleşme uyarınca yüklenici niteliğindeki kooperatifçe bu yere inşaatlar yapılıp, bağımsız bölümler oluşturulduğu ancak yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği edimini henüz sözleşmede öngörüldüğü anlamda tam olarak yerine getirmediği görülmektedir. Diğer taraftan davalının da yüklenici-kooperatifin üyesi olduğu ve tamamlanan bağımsız bölümlerden birini işgal ettiği de anlaşılmaktadır.
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereğince yüklenicinin ayın isteme hakkının, sözleşme gereklerini tam olarak yerine getirmesiyle doğacağı kuşkusuzdur. Yüklenici ancak bu suretle doğan hakkını 3. kişiye devir olanağına sahip olur. Davada yüklenici sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirmediğine göre edinmediği hakkı 3. kişiye devir olanağı da doğmamıştır. Bu durumda yüklenici-kooperatif üyesi olan davalının taşınmazda mülkiyete ilişkin bir hakkının oluştuğu da söylenemez.
Diğer taraftan, arsa sahibi davacı ile yüklenici arasındaki sözleşme feshedilmediğine halen ayakta bulunduğuna göre yıkım isteğinin reddi de bu bakımdan doğrudur.
Hal böyle olunca; davacının mülkiyetten kaynaklanan hakkına üstünlük tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçelerle reddedilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 2.6.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy