(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu 1456 parselde davalı ile paydaş olduklarını ve taşınmazı zeminde fiilen taksim ettiklerini, babasına ait taşınmazdaki evinden çıkan boruların 1456 parselde davalı tarafından kullanılan kısımdan geçip, kendi kullandığı kısımdaki foseptik çukuruna aktığını davalının boruları tıkayıp, kırarak müdahalede bulunduğunu ileri sürüp elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacı tarafından yapılan ve kendi evinin altından geçen borunun evine zarar verdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının müdahalesinin sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Berna Dizdaroğulları Koç'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 1456 parsel sayılı taşınmazda tarafların paydaş oldukları, bu yerde yapılan eylemli taksim sonucu tarafların taşınmazı tasarruf ettikleri, davacının çekişme konusu taşınmazın kuzeyinde bulunan ve murisinin paydaşı olduğu 617 parseldeki evinin atık sularının 1456 parselde taksim sonucu davalıya düşen ve üzerinde davalının evi bulunan yapının altından geçtiği anlaşılmaktadır.
1456 parselde, taraflar arasında eylemli kullanma biçiminin oluştuğu ve tarafların bu kullanma tarzını benimseyerek taşınmazı tasarruf ettikleri sabittir. Esasen bu husus, tarafların ve mahkemenin de kabulündedir. Anılan mülkiyet durumuna göre paydaşlar da her birisi kendisine eylemli olarak bırakılan taşınmaz bölümü üzerinde mülkiyet hakkının kendisine tanıdığı yetkileri kullanmak hakkına sahiptir. Bu hak, paydaşlardan her biri bakımından kendisine bırakılan yerin altında ve üstünde de mevcuttur. Davacının davalıya özgülenen yerdeki yapının altından pis su atık borusunu geçirmesi, davalının mülkiyetten kaynaklanan hakkının ihlali anlamını taşır.
Hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmelerle yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy