(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 41)
Dava: Davacılar, davalıların çalıştırdığı taş ocağının tarlalarına ve evlerine zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ve tazminat isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece verilen görevsizlik kararı Dairece işin esasına girilerek, davacıların zararının önlenmesi için alınması gereken tedbirlerin saptanması, sonucuna göre karar verilmesi gerektiği... belirtilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyulmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Davacılar, çekişme konusu taş ocağının davalılar tarafından işletilmesi nedeniyle evlerinin ve tarlalarının zarar gördüğünü ileri sürerek; tazminat ile birlikte elatmanın önlenmesini istemişler, davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Devlet Demir Yolları Genel Müdürlüğü aleyhine açılan davanın sübut bulmadığından reddine, diğer davalı Karayolları Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın, taş ocağı tesisinin faaliyet ve işletmesinin süresiz durdurulması suretiyle kabulü ile belirlenen tazminatın hüküm altına alınmasına karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan Hazineye ait taşınmazlarla ilgili davalıların almış oldukları taşocakları işletme ruhsatı gereğince faaliyette bulunurken, davacıların taşınmazlarına zarar verdikleri, dinamit patlatılması sebebiyle tehlike doğduğu yapılan uygulama sonucu elde edilen bilirkişi raporları ile sabittir.
Gerçekten de, inşaat yüksek mühendisi bilirkişilerin 12.11.2002 tarihli raporunda, 1593 Sayılı Umumi Hıfzısıhha Kanununa göre taş ocaklarının çevreye zarar vermemesi için koruma bandı çekilmesi gerekirken anılan bandın yapılmamış olduğu, böylelikle dinamit patlatma sonucu çevrede kişilere ait bulunan binalarda zarar oluştuğu bildirilerek yeni oluşacak zararların önlenmesi için taşocaklarında çalışma yapılmaması bir tedbir olarak önerilmiştir.
Bilirkişi raporunda, koruma bandı çekilmesi halinde taşocağı işletmekten kaynaklanan zararın önlenebileceği öngörüldüğü halde son tedbir olarak düşünülmesi gereken faaliyetin tamamen durdurulmasına karar verilmiş olması, doğru değildir.
O halde, mahkemece içlerinde çevre mühendisi de olan üç kişilik bilirkişi kurulu marifetiyle yeniden keşif yapılarak hak ve zarar dengesini de gözetir nitelikte bilirkişilerden zararın giderilmesi konusunda rapor alınması, önerilen tedbirlerden en uygununa hükmedilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere yetersiz bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy