(3194 S. K. m. 32) (4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden mali ki olduğu 12215 parsel sayılı taşınmazına komşu 6918 ve 20234 parsel sayılı taşınmazlar malikleri davalıların bahçe duvarları ve kömürlük yüksekliklerinin İstanbul İmar Yönetmeliği'ne aykırı olduğunu, ayrıca davalı T'nin binasını komşu parsel mesafesine uymadan ve irtifada balkon tecavüzü yapacak şekilde inşa ettiğini ileri sürüp bahçe duvarları, kömürlük, balkon ve sair yapıların imar mevzuatı ve imar yönetmeliğine uygun hale getirilmesini, yıkım ve enkazın kaldırılmasını istemiştir.
Davalılar, imara uygun olarak yapılandıklarını, kaldırımdan ölçüm yapılması gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın kabulü ile bahçe duvar ve kömür1üklerin İstanbul İmar Yönetmeliği'ne aykırı olduğu anlaşılmakla, bilirkişi rapor ve krokilerinde belirtilen miktarlarda imar yönetmeliğine aykırılığın giderilmesine, fazla kısımların yıkımına, yıkıma ilişkin masrafların davalılardan alınmasına karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S.T'nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, imara aykırı yapı yapılması nedeniyle el atmanın önlenmesi ve yıkım isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, özellikle mahallinde yapılan keşif, düzenlenen kroki ve bilirkişi raporlarından davalıların kendi mülkiyet alanları içerisine duvar, kömürlük ve bina yaptıkları, bina balkon çıkıntılarının da çap sınırları içinde kaldığı, başka bir deyişle davacının parseline eylemli bir el atmalarının olmadığı anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, salt imara aykırılık idare ve idari yargıyı ilgilendirir ve idari yaptırımı gerektirir. Öte yandan davada komşuluk hukuku ile ilgili olarak da herhangi bir iddiada bulunulmamıştır. Esasen, somut olayda böyle bir bulgu da mevcut değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy