(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu taşınmazı harici satış senedi ile davalılardan satın aldığını, açtığı tescil davasının red edildiğini ileri sürerek davalıya ödediği satış bedelinin tahsili isteğinde bulunmuştur.
Davalı, birleşen davasında davacıya haricen sattığı dükkan'ın satış bedelinin davacı tarafından ödenmediğini, taşınmazın davacı tarafından fuzulen işgal edildiğini belirterek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacının davalıya ödediği bedelin dava tarihindeki değeri olan 5.340.207.840 TL.'nin davalıdan dava tarihinden itibaren işleyecek yasak faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, birleşen 2002/1460 Esas sayılı davanın kısmen kabulüyle davalı(k.davacı) Mehmet Özdemir'in taşınmaza elatmasının önlenmesine, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı(k.davalı) Mehmet Özdemir tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, alacak, karşı dava elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, her iki isteğinde kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; paylı mülkiyet üzere olan 3 parsel sayılı taşınmazdaki dükkan vasıflı olup, davalıya payı karşılığı özgülendiği taraflarca kabul edilen yerin 14.7.1998 tarihli sözleşme ile haricen davalı tarafından davacıya iki milyar TL. bedelle satıldığı, satış bedelinin 1.500.000.000 TL'sinin ödendiği, bu sözleşme uyarınca, davacının çekişmeli dükkanı tasarrufu altına aldığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 ve 2644 sayılı Yasanın 26. maddeleri gereği tapu dışı yapılan satışlara geçerlilik tanınmasına olanak yoktur. Bu bakımdan harici satış sözleşmesinin tarafları arasında mülkiyete ilişkin hak doğurması mümkün değildir. Sözleşme bozulduğunda tarafların verdiklerini geri alma hakkı doğar. Ancak, geçersiz dahi olsa haricen satın alanın taşınmazı satanın muvafakatiyle işgal ettiği, işgalin iyiniyete dayalı olduğu kabul edilmelidir. İşgal, muvafakatın geri alınmasıyla haksız hale dönüşür. Eldeki davada muvafakatın dava ile birlikte geri alındığı, kullanımının bu tarihten itibaren haksız hale dönüştüğü anlaşıldığına göre, karşı dava yönünden elatmanın önlenmesine karar verilmesi kural olarak doğrudur. Ancak, işgalin dava ile haksız hale büründüğü düşünülerek ecrimisil isteğinin kabul edilmiş olmasında isabet yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, davalının (k.davacının) ecrimisil isteğinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davacı (k.davalı) Mehmet'in bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 09.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy