(4721 S. K. m. 706) (818 S. K. m. 213) (3402 S. K. m. 13) (2644 S. K. m. 26)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakanı Talip Ergen'in mirastan mal kaçırmak amacıyla 907 parsel sayılı taşınmazı satış suretiyle, 2490 parsel sayılı taşınmazı kadastro esnasında davalı oğlu adına tescil ettirmek suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek payı oranında tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, miras bırakanın taşınmaz satmaya ihtiyacı bulunmadığı, tek oğlu olan davalıyı korumak amacıyla muvazaalı temlik yaptığı, davalı Şenay'ın durumu bilen konumda olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişme konusu 907 (İfraz sonucu 3439) parsel sayılı taşınmazın miras bırakan Talip Ergen tarafından davalı oğlu Ali Ergen'e kadastro tespitinden sonra 27.9.1978 tarihli akit ile satış suretiyle temlik edildiği, davalı Ali'nin de eldeki dava açıldıktan sonra 4.9.2003 tarihli akitle dahili davalı kızı Şenay'a devrettiği görülmektedir. Anılan taşınmaz yönünden temliki işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptandığına göre davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine;
Ne var ki, çekişme konusu 2490 parsel sayılı taşınmaz miras bırakan adına tapuda kayıtlı iken, 7.8.1975 tarihinde kadastro tespiti sırasında tapulama teknisyenleri huzurunda verdiği ve imzaladığı muvafakat beyanı ile oluştuğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; tapulu taşınmazlarda mülkiyeti nakleden akitlerin resmi biçimde yapılması Türk Medeni Kanununun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Yasasının 26. maddesi hükmü gereğidir. Ne var ki, gerek 766 Sayılı Tapulama Yasasının 32/B maddelerinde gerekse 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 13/B maddelerinde bu yasaların genelde bir tasfiye yasası olmaları nedeniyle Türk Medeni Kanununun 706 ve Borçlar Kanununun 213.maddesinde mülkiyetin naklinde öngörülen buyurucu nitelikteki hükümlere ayrık bir düzenleme getirilmiştir. Buna göre kayıt sahibinin tapulama sırasında kadastro teknisyeni huzurunda taşınmazı zilyedi adına tespit ve tesciline muvafakatini bildirmesi, mülkiyetin zilyet adına geçirilip onun üzerine tespitinin yapılabilmesi için yeterli kabul edilmiştir. Eş anlatımla kadastro teknisyeni huzurunda verilen muvafakat bildirimi, resmi memur önünde serbest irade ile belirtilen tescil isteme beyanı olarak görülmüştür. Kayıt sahibinin zilyet adına tespite muvafakat beyanının haricen satış gibi ya da başka bir nedene dayandırılarak ileri sürülmüş olması da bu kabulde sonuca etkili değildir.
Sonuç: Hal böyle, olunca dava konusu 2490 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgılıya düşülerek, bu taşınmaz yönünden davanın kabul edilmiş olması doğru değildir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy