(4721 S. K. m. 683, 705, 995)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 416 ada 3 parsel sayılı taşınmazın davalı idare tarafından, teftiş kurulu binası ve tekel deposu olarak haklı bir neden olmaksızın kullanıldığını ileri sürerek elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, çekişmeli taşınmazın 1920 yılında idarenin hukuki selefi olan inhisarlar idaresine devredildiğini, o tarihten itibaren kesintisiz olarak idarece kullanıldığını bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın hükmen davacı idare adına tescil edildiği gerekçesiyle elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi isteminin kabulüne, ecrimisil isteminin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, tolanan delillerden; kayden davacı idareye ait bulunan çaplı taşınmaza davalı idarenin haklı ve geçerli bir neden olmaksızın elattığı belirlendiğine göre, bu yöne değinen davalı temyiz itirazları ile davacının öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak;
Çekişme konusu taşınmazın, davacı tarafından açılan iptal, tescil davası sonucu İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 8.5.1997 tarih 1996/368 esas, 1997/213 karar sayılı ilamıyla mülkiyetinin davacıya ait olduğu belirlenerek Hazine adına oluşan tapunun iptaliyle davacı adına tesciline karar verildiği, hükmün derecattan geçerek 2.2.1998 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 705. maddesi gereğince hükmün kesinleştiği tarihte çekişmeli taşınmaz mülkiyetinin davacı idareye geçtiği kuşkusuzdur. Öyleyse davacının bu tarih itibariyle ecrimisile hak kazanacağı da açıktır.
Ne var ki, mahkemece, bilirkişilerin alternatifli olarak ayrı ayrı tarihlere göre tespit etmiş oldukları ecrimisil miktarlarının ortalaması alınmak suretiyle re'sen belirlenen ecrimisil miktarına hükmedilmiştir. Bunun yasal olduğunu söyleme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, 2.2.1998 tarihinden itibaren, tarafların istekleri de gözetilmek suretiyle, dava tarihine kadar ecrimisil miktarının hesaplatılması, bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken neye göre belirlendiği ve hangi tarihler arası tahakkuk ettirildiği anlaşılamayacak nitelikte ecrimisile hükmedilmesi doğru değildir. Tarafların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 30.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy