(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı hazine, dava konusu davalılara ait 1072 parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi dahilinde kaldığını ileri sürerek tapu iptal,elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalılar, kadastro tespitinin ve yapılaşmanın 3621 sayılı yasanın yürürlüğünden önce olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın bir kısmının kıyı kenar çizgisi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüyle, taşınmazın kıyı kenar çizgisi kapsamında kalan kısımlarının tapusunun iptaliyle, kıyı olarak terkinine, davalıların elatmalarının önlenmesine ve üzerindeki yapının yıkımına karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Uğur Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu kaydının iptali, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden 1072 parsel sayılı taşınmazın Eceabat Kadastro Mahkemesinin 23.3.1988 gün 1986/81 esas-1988/27 karar sayılı tescil ilamıyla davalıların murisi adına tescil edildiği ve hükmen sicil kaydının oluştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan uygulama ve inceleme neticesinde taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki yukarıda değinilen tescil ilamı gözetilmemiş ve değerlendirilmemiştir.
Davalı, murisi adına oluşan sicil kaydının kesinleşen kadastro mahkemesi ilamıyla oluştuğu anlaşılmaktadır. Anılan davada hazine taraftır. O halde, değinilen ilamın tarafları açısından kesin hüküm teşkil edeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, öncelikle, teknik bilirkişi aracılığı ile davacıların iddiasının dayanağını teşkil eden tescil haritasının çekişmeli taşınmaz içerisinde kapsadığı alanın keşfen belirlenmesi, bu bölüm için kesin hükmün taraflarını bağlayacağının gözetilmesi, kapsam dışında kalan bölümün belirlenecek kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığının saptanması, ondan sonra hasıl olacak duruma göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere eksik incelemeyle hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalılar vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy