(818 S. K. m. 213)
Taraflar arasında görülen davada; Birleşen davalar ile davacılar Hakan ve Semra, ortak miras bırakanları Celalettin'in çekişmeli 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payı ile 17 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümü ve 20 parseldeki 11 ayrı bağımsız bölümü davalı ikinci eş ve ondan olan çocuklarına mirastan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak temlik ettiğini ileri sürerek payları oranında tapuların iptal ve tescilini, olmadığı takdirde tenkisini istemişlerdir.
Yine birleştirilen dava ile Faik, tüm mirasçıları hasım göstererek saklı paya tecavüz edildiğini ileri sürerek tenkis isteğinde bulunmuş, 25.9.2003 tarihli oturumda Semra ve Hakan hakkındaki davasından vazgeçmiş 1.3.2004 tarihli ıslah dilekçesi ile 19 parsel sayılı taşınmazın 1/3 payı ile 20 parseldeki 11 ayrı bağımsız bölüm ve 17 parseldeki 7 nolu bağımsız bölümün muvazaalı temlik edildiğini ileri sürerek payı oranında iptal-tescil olmadığı takdirde tenkis isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların muvazaa iddiası sabit görülerek davacıların payı oranında tapuların iptal ve tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Birleşen davalar, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal-tescil olmadığı takdirde tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, iptal-tescil yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; tarafların ortak miras bırakanı Celalettin dava konusu edilen 19 parsel sayılı kargir işhanı vasfındaki taşınmazın 1/3 payının maliki iken bu payın çıplak mülkiyetini davalı Müzeyyen'e 10.11.1994 tarihinde 237 milyon lira bedelle satış suretiyle temlik ettiği anılan payın davalı Müzeyyen tarafından üçüncü kişiye temlikinden sonra tekrar 30.9.1998 tarihinde devralındığı;17 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu 50/359 arsa paylı bağımsız bölümü ise dava dışı Osman Barlas'ın 20.11.1973 tarihinde davalı Müzeyyen'e satış suretiyle temlik ettiği, onun da üçüncü kişiye temlikinden sonra bağımsız bölümün davalı Celal'e devredildiği, intifa hakkının halen davalı Müzeyyen'de olduğu, yine dava konusu 20 parsel sayılı 189 m2 miktarlı kargir han vasfındaki taşınmazın dava dışı Emine adına kayıtlı iken tamamının 200.000 lira bedelle 25.4.1970 tarihinde miras bırakan Celalettin'in kendi adına asaleten çocukları Hayriye ve Celal'e vekaleten olmak üzere 1/3'er oranında adlarına satıştan tescil edildiği, 23.1.1986 tarih/11189 yevmiye nolu arsa sahipleri ile yüklenici arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca inşa edilecek işhanın % 50'sinin arsa sahiplerine, % 50'sinin yükleniciye ait olacağının öngörüldüğü, anılan sözleşmeye göre arsa sahiplerine verilmesi gereken bağımsız bölümlerin miras bırakanın paylarını da kapsar biçimde toplam 59/120 arsa paylı 11 ayrı bağımsız bölümün tamamının davalılar Celal ve Hayriye adına tescil edildiği görülmektedir.
Davacılar, anılan temliki işlemlerin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürüp eldeki davayı açmışlardır.
Çekişmeye konu 19 parsel sayılı taşınmazdaki 1/3 payın miras bırakan tarafından davalı ikinci eşe temlikinin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu saptanarak anılan taşınmaz yönünden davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalıların bu taşınmaza yönelik temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Öte yandan-miras bırakanın gerek doğrudan gerekli dolaylı olarak mal varlığındaki taşınmazları ikinci eş ve ondan olan çocuklarına intikal iradesinin bulunduğu açıktır.
Ne var ki, davaya konu edilen 17 parsel sayılı taşınmazdaki 50/359 arsa paylı 7 nolu bağımsız bölümün miras bırakanın taraf olmadığı bir akitle üçüncü kişiden davalı Müzeyyen'e, ondan da üçüncü kişilere devredildikten sonra son olarak çıplak mülkiyetinin davalı Celal'e intifamın ise ikinci eşe intikal ettiği, 20 parsel sayılı taşınmazdaki miras bırakanın 1/3 payının kat karşılığı inşaat sözleşmesi ve onun sonucu olarak davalılar Celal ve Hayriye'ye intikal ettirildiği, keza anılan taşınmazdaki Celal ve Hayriye'ye ait 2/3 payın doğrudan miras bırakandan değil üçüncü kişiden bunlar adına geçtiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, miras bırakanın hak sahibi olmadığı üçüncü kişilerden davalılara intikal eden taşınmaz payları bakımından 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İnançları Birleştirme Kararının uygulama olanağı yoktur.
Ancak, davacılar üçüncü kişiden davalılara intikal ettirilen taşınmaz paylarının da bedellerini miras bırakanın ödeyerek davalılara mal ettiğini ileri sürmüşlerdir. Bu iddianın kanıtlanması halinde anılan paylar yönünden tenkis hükümlerinin uygulama olanağı bulacağı kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, miras bırakanın payının temlik edildiği, 20 parsel sayılı taşınmazdaki davalılar adına kayıtlı bağımsız bölümler bakımından murisin 1/3 payı açısından davacıların miras paylan gözetilerek davanın kabulüne, anılan taşınmazdaki üçüncü kişiden davalılara intikal ettirilen pay ile 17 parsel sayılı taşınmazdaki dava konusu bağımsız bölüm yönünden koşullarının bulunması halinde murisin ölüm tarihi ve dava tarihleri de gözetilerek tenkis hükümleri uygulanmak suretiyle bir hüküm kurulması gerekirken anılan hususlar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Sonuç: Davalıların, temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 11.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy