(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava konusu taşınmazda 82/292 pay maliki olduğunu, diğer paydaş-davalıların taşınmazda kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile inşaat yaptırdıklarını, kat irtifakına geçildiğini ancak payına düşen dairenin kendisine verilmediği gibi ecrimisil dahi ödenmediğini ileri sürerek binanın yıkımına ve geriye dönük 5 yıllık ecrimisil toplamı 6.527.812.500 TL'nın ödenmesine, ileriye dönük %50 artışlarla ecrimisilin ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, yıkım talebinin reddiyle ecrimisilin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davacı ve davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece; ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne, yıkım talebinin reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 4237 parsel sayılı taşınmazın paylı mülkiyet üzere olduğu, taşınmazda dava tarafları dışında paydaşın da bulunduğu görülmektedir. Bu yerde oluşturulan yapıda bulunan bağımsız bölümlerin davacı dışındaki paydaşlara tasarruf edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, taşınmazdan kendisinin yararlandırılmadığını ve yapının irade ve onayı dışında inşa edildiğini ileri sürerek yıkım suretiyle elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuştur. Öncelikle yıkım istekli çekişmelerde davaların, kural olarak yapıyı meydana getiren ya da getirenlerle birlikte kayıt maliklerinin tümüne yöneltilmesi ve davanın onlar huzuruyla görülmesi asıldır. Oysa kayıt maliklerinden Zeliha davada yer almamıştır.
Öte yandan, bir davanın kısmen kabulü durumunda kabul ve red oranı dikkate alınarak davada kendisini vekil aracılığıyla temsil ettiren taraflar yararına avukatlık parasına hükmedilmesi de zorunludur. Bu zorunluluğa karşın ecrimisilin reddedilen bölümü yönünden davalılar vekili yararına vekalet ücreti taktir edilmemesi doğru olmadığı gibi, kabul edilen bölüm bakımından da davacı için avukatlık parasına hükmedilmemiş bulunması doğru değildir.
Bunların yanı sıra diğer istekler yanında davada elatmanın önlenmesi talebi de bulunduğu halde bu talep yönünden olumlu ya da olumsuz karar verilmemiş bulunması da isabetsizdir.
Sonuç: Hal böyle olunca; yukarıda açıklanan eksikliklere dayalı olarak hüküm kurulmasında isabet yoktur. Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 13.7.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy