(4721 S. K. m. 683, 724, 995) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı vekili, kayden davacı idare adına kayıtlı olan 32 ada 2 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesinde davalıların miras bırakanı adına muhtesat şerhi bulunduğunu ve taşınmaz üzerindeki evin halen davalılar tarafından kullanıldığını ileri sürüp elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve şerhin terkinini istemiştir.
Davalılar Ali ve Arif davaya yanıt vermemişler, diğer davalılar vekili hak düşürücü sürenin geçtiğini, kadastro ile tapu beyanlar hanesinde bulunan muhtesat şerhi nedeniyle ecrimisil isteminin koşullarının oluşmadığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişmeli taşınmaz kaydındaki muhtesat şerhi yönünden 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği; davalıların tapudaki şerhe dayalı olarak evi kullandıkları ve kötü niyetli olmadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sevinç Türközmen'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tapu kaydındaki muhtesat şerhinin terkini isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, 32 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı Vakıflar İdaresine ait olduğu, sicil kaydında taşınmaz üzerinde yer alan muhtesatın davalıların miras bırakanına aidiyetine dair şerhin bulunduğu ve bu şerhin kadastro tespitinde tutanağın beyanlar hanesinde gösterildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalıların muhtesat şerhinden kaynaklanan kişisel haklarına dayalı olarak taşınmazı kullandıkları ve hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle dava reddedilmiştir.
Bilindiği üzere, sicilde yer alan muhtesat şerhi sahibine kişisel hak sağlar ve koşulların varlığı halinde Türk Medeni Yasasının 724. maddesinden kaynaklanan temliken tescil isteme hakkı verir. Oysa, davalıların değinilen haktan yararlanarak açtıkları bir dava yoktur. Ayni hak ile kişisel hakkın çatışması halinde, çekişmenin ayni hakka üstünlük tanınmak suretiyle çözüme kavuşturulması zorunludur.
Öte yandan, kadastro tespit tutanağında tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmek üzere şerhe yer verildiğine ve tutanak bu şekliyle kesinleştiğine göre, 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12/3 maddesi hükmünün somut olayda uygulama yeri bulmayacağı da kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, gerekli araştırmanın yapılması, soruşturmanın tamamlanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere ve yasal olmayan gerekçelerle hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 29.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy