(4721 S. K. m. 683)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı bulunduğu 196 parsel sayılı taşınmaza davalıların küspe bulundurup koku yaymak suretiyle müdahale ettiklerini, kötü koku ve sinek oluşumu nedeniyle sağlık tehlikesi meydana geldiğini, küspe nedeniyle evinin zarar gördüğünü ileri sürüp elatmanın önlenmesine, yıkıma ve 3.000.000.000. TL. maddi ve manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazın paydaşı olduklarını, çekişmeye konu küspeliği daha önce davacı ile birlikte kullandıklarını, 2 yıldır taşınmazda küspe bulundurmadıklarını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişmeye konu küspelikte halen küspe bulunmasa da ileride küspe konulma ihtimali bulunduğu, küspeliklerin yerinin komşuluk hukuku ve çevre sağlığı yönünden zarar verici olduğu, manevi zararın oluşmayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla tetkik hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, paydaşlar arasında elatmanın önlenmesi, yıkım, maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 196 parsel sayılı taşınmazın taraflar ve dava dışı Mehmet adına paylı mülkiyet üzere kayıtlı olduğu, anılan taşınmaz üzerinde tarafların ayrı ayrı yapılandıkları binaları kullandıkları, davalıların davacıya ait bilirkişi raporunda (A) ile gösterilen binanın bitişiğinde yapmış oldukları küspelik tabir edilen muhtesatlardan çıkan suların davacının yapısına zarar verdiği gözetilmek suretiyle zararın giderimi konusunda tazminata hükmedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ne var ki, davalıların yapmış olduğu küspelik denilen yerin taraflarca belirlenen ve benimsenen kullanım tarzına göre davalıların tasarrufunda olduğu, iki yıldır küspelik olarak kullanılmadığı anılan bölümün bir başka amaçla kullanılmasının mümkün bulunabileceği ve ayrıca davacının da müstakilen kullandığı yerler bulunduğu dikkate alınarak ve intifadan men koşulu davacı yönünden gerçekleşmeyeceği de gözetilmek suretiyle elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerinin reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 23.06.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy