(4721 S. K. m. 683, 706) (818 S. K. m. 213) (2644 S. K. m. 26)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 2 parsel sayılı taşınmazına davalının baraka yaparak elattığını ileri sürmüş, yıkım suretiyle önlenmesini ve ecrimisil istemiştir.
Davalı, taşınmazın öncesinin Hazineye ait iken tahsisen davacı adına tescil edildiğini, tahsis bedelini birlikte ödediklerini, tahsis sonrası taşınmazın 150 m2'lik kısmının oğlu Satılmış Ö.'e devrine ilişkin anlaşma yapıldığını ve oğlunun parayı ödediğini ileri sürerek açtığı karşı davasında taşınmazın 150 m2'lik kısmın tapusunun iptali ile oğlu adına tescilini, olmadığı takdirde 15 milyar TL. tazminat talep etmiş, Satılmış Ö.'de davalı (karşı davacı) yanında fer'i müdahil sıfatıyla yer almak için dilekçe vermiştir.
Mahkemece, davalının kullanımının tahsis belgesine ve davacının rızasına dayalı olarak sürdüğünün anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.9.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat İsmail Buğrul ile temyiz edilen vs. vekili Avukat Zeynep Aytemur geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil; karşı dava ise harici satın almaya dayalı iptal-tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın reddine karar verilmiş, takip edilmeyen karşı dava ise işlemden kaldırılmıştır.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 2 parsel sayılı taşınmazın öncesinde Hazineye ait iken bu yerde davacı ve davalı yararına 2981 Sayılı Yasa hükümleri gereği tahsis belgesi düzenlendiği; ancak taşınmazın daha sonra 5.3.2000 tarihinde tahsisen davacıya satıldığı, bu suretle davacının taşınmazda müstakil mülkiyet sahibi olduğu;taşınmazda davalıya ait gecekondu niteliğinde yapı bulunduğu da anlaşılmaktadır.
Öte yandan, davalının dava dışı Hazineden edindiği tapu tahsis belgesinin de davacının taşınmazdaki mülkiyet hakkı karşısında hüküm ifade etmeyeceği, ancak tahsisi veren idareye karşı kendisine kişisel hak sağlayacağı kuşkusuzdur.
Diğer taraftan, davalının oğlu ile davacı arasında düzenlenen harici satış sözleşmesinin de Türk Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanununun 213 ve Tapu Kanununun 26. maddesi hükümleri karşısında mülkiyetin nakli bakımından değer taşımayacağı da tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, davacının mülkiyetten kaynaklanan hakkına üstünlük tanınarak bir karar verilmesi gerekirken yanı yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukat Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400,00 YTL. duruşma avukat parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy