(4721 S. K. m. 683) (3402 S. K. m. 12/3) (3303 S. K. ek. m. 1)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, maliki bulunduğu 607 ada 1 parsel sayılı taşınmaza davalının haksız biçimde elattığını ileri sürerek önlenmesini ve binanın yıkımını istemiştir.
Davalı, zilyetliğin uzun yıllardır sürdüğünü belirterek davanın reddini savunmuş;karşı davası ile de zilyetliğe dayalı tapu iptali tescil talep etmiştir.
Mahkemece haksız elatmanın keşfen saptandığı gerekçesiyle yıkım suretiyle önlenmesine; karşı davanın ise 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı karşı davacı tarafından süresinde duruşmalı olarak temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.9.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili avukat Cemalettin Atağan ile temyiz edilen Hazine vekili avukat Keriman Altıay geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verilen ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı bilahare Tetkik Hakimi Murat Ataker'in tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım; karşı dava ise zilyetliğe dayalı tapu iptal tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden kayden davacı Hazineye ait çekişme konusu 1 sayılı parselin kadastro suretiyle oluştuğu, taşınmazın davalının işgalinde olduğu ve üzerinde yapısının bulunduğu anlaşılmaktadır.
Davalı, savunmasında ve karşı davasında çekişmeli yerin 3303 Sayılı Yasa uyarınca kendi adına tescili gerektiğini ileri sürmüş, ne var ki mahkemece bu konuda yeterli araştırma yapılmamıştır.
Bilindiği üzere, 3303 Sayılı Yasanın 4479 Sayılı Yasa ile değişik ek 1. maddesi yasada belirtilen yöredeki taşınmaz malların zilyetlerine satışını ve devrini öngören düzenlemeler getirmiştir. Anılan yasa hükümleri gereğince davalının çekişmeli taşınmazı edinme olanağı belirlendiği takdirde karşı davanın kabul edilebileceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın yukarıda sözü edilen yasa kapsamında bulunup bulunmadığının araştırılması, oradaki koşulların davalı yararına oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalı karşı davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz edilen vekili için 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve peşin harcın temyiz edene geri verilmesine 20.09.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy