(818 S. K. m. 390)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, dava ve birleşen davasında hasta olduğu dönemde 1411 ada 36 parsel sayılı taşınmazdaki 4 nolu bağımsız bölümü davalı oğlu Veysel'e, 1411 ada 34 parsel sayılı taşınmazdaki 7 nolu bağımsız bölümü davalı kızı Zekiye'ye intifa hakkı üzerinde kalmak koşuluyla devretmek istediğini, bu amaçla davalılar tarafından düzenlettirilen vekaletnameyi imzaladığını, ancak vekilin taşınmazları tam mülkiyet olarak davalılara satışını gerçekleştirmiş olduğunu, kendisinin kandırıldığını ileri sürerek hile hukuksal sebebine dayalı olarak tapu iptali-tescili olmadığı takdirde adına intifa hakkı tesisini istemiştir.
Davalılar, davacının vekaletin içeriğinden haberdar olduğunu, isteği doğrultusunda satış işleminin yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın tapu iptali ve tescili isteği yönünden kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşma istemli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Şükran Dağlı İlgün'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteğinin hüküm tarihine göre değerden reddine, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde intifa hakkı tesisi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı Musa'nın maliki bulunduğu 36 parseldeki 4 nolu, 34 parseldeki 7 nolu, 10 parseldeki 2 nolu, 36 parseldeki 2 ve 3 nolu bağımsız bölümleri davalı ve dava dışı kişilere bedelsiz devretmek üzere 26.1.2001 tarihli vekaletname ile Durmuş isimli kişiyi vekil tayin ettiği, vekil Durmuş'un 4 nolu bağımsız bölümü vekil edinin oğlu Veysel'e, 7 nolu bağımsız bölümü kızı Zekiye'ye satış işlemi ile temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, vekalet vermesinin gerçek sebebinin taşınmazların bedeli karşılığında satılması değil, intifa hakkı üzerinde kalmak kaydıyla mülkiyetinin davalılar ile birlikte dava dışı kişilere intikal ettirmek olduğunu bildirerek eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten de davacının vermiş olduğu vekaletnamede hangi bağımsız bölümün hangi mirasçısına devredileceği açıkça belirtilmiş, intifa hakkının da kendisinde kalacağı öngörülmüştür.
Öyle ise, davacının gerçek arzusunun tapu iptali ve tescili olmayıp, temlik konusu taşınmazların intifanın kendisine bırakılması olduğu tartışmasızdır. Kaldı ki, dinlenen taraf tanıkları da aynı hususu tekrarlamak suretiyle vekil edenin gerçek iradesini ortaya koymuşlardır. Öte yandan davalılar, taşınmazların kendilerine temlikinde bir bedel ödemediklerini de kabul etmişlerdir.
Hal böyle olunca, çekişmeli 4 ve 7 nolu bağımsız bölümler üzerinde davacı yararına intifa hakkı tesisi yönünde davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalıların temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy