(818 S. K. m. 31) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, miras bırakanları Dede Çomak adına kayıtlı olan 144, 156, 233 ve 234 parsel sayılı taşınmazların davalının hileli işlemleri sonucu tapuda hibe edilmiş gibi davalı adına tescil edildiğini, kendilerinin bağış yapmadıklarını ileri sürerek tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalı, çekişmeli 156 parsel sayılı taşınmazı hükmen edindiğini, diğer taşınmazların 1975 yılında mirasçılar tarafından hibe edildiğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, 156 parsel sayılı taşınmazın davalı adına hükmen kaydedildiği, diğer parseller yönünden Borçlar Kanununun 31. maddesinde de öngörülen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden çekişme konusu 144,233 ve 234 parsel sayılı taşınmazlardaki davacıların miras bırakanlarından gelen paylarını 24.2.1975 tarihli akit ile davalıya bağış yoluyla intikal ettirdikleri görülmektedir.
Davacılar, dava dilekçelerinde anılan temliki işlemin hileli yollarla gerçekleştirildiğini ileri sürmüşler, daha sonrada 10.2.2005 tarihli duruşmada hibe işlemine konu akit tablosundaki parmak izlerinin kendilerine ait olmadığını ileri sürerek davada sahtecilik hukuksal nedenine de dayandıklarını bildirmişlerdir.
Çekişmeye konu edilen taşınmazlardan 156 parsel sayılı olanının davalı adına hükmen tescil edildiği benimsenerek diğer taşınmazlar bakımından ise hile iddiası bakımından Borçlar Kanununun 31. maddesi hükmü gözetilerek davanın reddedilmiş olması doğrudur.
Ne var ki, islahen dava sebebi yapılan sahtecilik iddiası yönünden bir araştırma yapılmış değildir.
Hal böyle olunca, sahtecilik iddiası yönünden de gerekli incelemenin yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken noksan soruşturma ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davacıların temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy