(4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, miras bırakan Fatma Sönmez'in mirasçısı olduğu halde diğer mirasçılar tarafından alınan veraset ilamında kendisinin ketmedildiğini, yeni veraset ilamı ile mirasçılığının belirlendiğini, mirasçılardan davalı Ayşe'nin kesinleşmiş mahkeme ilamına rağmen bir kısım mirasçılarla anlaşarak 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazı kendisinden mal kaçırmak amacıyla davalı Soner'e sattığını ileri sürerek payı oranında tapu iptal, tescil veya tazminat isteğinde bulunmuştur.
Mahkemece, davalı Ayşe'nin maliki olduğu çekişmeli taşınmazı mal kaçırmak amacıyla davalı Soner'e sattığı, Soner'in iyiniyetli 3. kişi olduğu, davacının payı oranında tazminata hükmedilmesi gerektiği belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı Ayşe Sönmez tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Sadettin Akyol'un raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil olmadığı takdirde bedel isteğine ilişkindir.
Mahkemece, bedel isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, davacının da miras bırakanı olduğu hükmen anlaşılan Fatma Sönmez'in çekişme konusu 181 ada 1 parsel sayılı taşınmazı 3.1.1995 tarihli akitle davalılardan Ayşe'ye satış yoluyla temlik ettiği, anılan taşınmazın Ayşe tarafından da 17.10.2000 tarihli akitle davalılardan Soner'e satış suretiyle intikal ettirildiği görülmektedir.
Davada ketmi verese olgusu ileri sürülmüş olmasına karşın temeldeki isteğin muris muvazaasına dayalı olduğu açıktır.
Miras bırakanın yaptığı işlemin mirastan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu, Fethiye 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1996/39 esas-2000/13 karar sayılı ilamı ile sabittir. Öte yandan kayıt maliki Soner'in Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi anlamında iyiniyetli olmadığı da kanıtlanmış değildir.
Açıklanan bu olgular benimsenmek suretiyle davalı Soner ile Ayşe dışındaki diğer mirasçılar bakımından davanın reddedilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, dava dilekçesinden davaya konu taşınmazın davalı Ayşe tarafından diğer davalıya satış değeri üzerinden pay isteğinde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Öyleyse taşınmazın satış günü olan 17.10.2000 tarihindeki belirlenen değeri gözetilerek davacının payı oranında bedele hükmedilmesi gerekirken istek dışına çıkılarak taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden hüküm kurulması doğru değildir. Davalı Ayşe'nin bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Diğer taraftan, yukarda belirlenen esaslar uyarınca saptanacak ve hüküm altına alınacak dava değeri üzerinden haklarında dava reddedilen davalılar yararına vekalet ücreti takdiri gerekirken fazla avukatlık parasına hükmedilmesi de isabetsizdir. Davacının da bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Hal böyle olunca, açıklanan hususlar gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmasında isabet yoktur. Tarafların belirtilen hususlara ilişkin temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy