(3402 S. K. m. 16, 18) (4721 S. K. m. 683) (5272 S. K. Geç. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, Alacahüyük beldesindeki 444.41 m2'lik tapulama harici olarak bırakılan köy boşluğunu davalının haksız işgal ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, taşınmazın 3402 sayılı yasanın 18. maddesi uyarınca hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı 2 yıldır ecrimisilini ödeyerek kiraladığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu köy boşluğunu davalının bahçe olarak kullanmak, baraka yapmak suretiyle işgal ettiği, davalının zilyetliğe dayalı tescil talebinin bulunmadığı, kanunen köy boşluğunun mülkiyetinin hazineye ait olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi Emine Küçüksözen'in raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Davacı Hazine, köy boşluğu olarak tespit dışı bırakılan yere elatmanın önlenmesi, yıkım ve tescil isteklerinde bulunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteğinin kabulüne, tescil davasının reddine karar verilmiştir. Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, köy boşlukları 3402 sayılı Yasanın 16/A maddesi gereğince Hazine adına tespit olunur. Ne var ki, koşulların varlığı halinde tescili ya da özel mülkiyete konu olması da mümkündür. Somut olayda, çekişmeli taşınmazın mera özelliği göstermediği, üzerinde sebze ve ağaç dikili olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan 28.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 Sayılı Belediye Kanunu'nun geçici 1. maddesinde özel mevzuat hükümlerine göre devri mümkün olmayan kamu hizmetlerinde kullanılan veya Maliye Bakanlığı'nca üzerinde sınırlı ayni hak tesis edilmiş olanlar dışında kalan Hazineye ait taşınmazlardan bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte 1/5000 ölçekli nazım imar planı içinde kalanlar, belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz devredilir, hükmü öngörülmüştür.
Anılan yasa 13.7.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırılmış ise de, 5272 sayılı Yasa ile tanınan kazanılmış hakların korunacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, anılan yasa hükmünün olayda uygulama yeri bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir. Tarafların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 14.07.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy