(743 S. K. m. 931) (4721 S. K. m. 1023)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 222 parsel sayılı taşınmazın beyanlar hanesine sonradan "sahtecilikle tesis edildiğinden işlem yapılamaz" şerhi konulduğunu, taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetle iktisap ettiklerini ileri sürüp şerhin terkinine, bu suretle vukubulan el atmanın ve muarazanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerinin yaptıkları inceleme sonucunda dava konusu taşınmazın sahte işlemlerle intikale konu olduğunun belirlendiğini, sahteciliğin tapuya şerh edildiğini, sahte tapuya dayalı olarak yapılan işlemlerin yoklukla malul olduğunu, davanın reddi gerektiğini savunmuş; karşı davasında, sahteciliğe konu tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı, yargılamaya katılmadığı gibi davaya cevap da vermemiştir.
Mahkemece, asıl ve karşı davanın reddine ilişkin olarak verilen kararın, dairece; "davacının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine. Ancak, karşı davanın davacısı Hazine'den, dava konusu taşınmazın ne sıfatla Hazine malı olduğunun sorulması, taşınmazın sahte kayıttan önce kimin olduğunun, Hazine'nin bir hakkı olup olmadığının araştırılması, gerektiğinde Hazine vekilinin sözünü ettiği emsal dosyalardan da yararlanılması ve hükme yeterli bir soruşturma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir" gerekçesiyle bozulması üzerine bozmaya uyularak asıl dava hakkında karar verilmesin yer olmadığına, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı ( karşı davanın davacısı ) tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi E.K.'nın raporu okundu. Düşüncesi alındı, dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, şerhin terkini, çekişmenin giderilmesi; karşı dava, tapu iptali ve tescil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda değinilen iddialarla açılan davalar nedeniyle yapılan yargılama sonucu verilen karar dairenin 10.10.2001 tarih 2001/8855-10487 sayılı ilamı ile; aynen "toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre, dava konusu taşınmazın 222 parsel numarası altında sahte evrak düzenlenmek suretiyle oluşturulup H. adına tapu kütüğüne kaydedildiği, ondan Ş'ye devredildiği ve daha sonra da M'ye ve davacı kooperatife geçtiği sabittir. Öte yandan, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerince yapılan kontrol sonucu sahte işlem tespit edilerek tapunun beyanlar hanesine "sahtecilikle tesis edildiğinden işlem yapılamaz" şerhi konduğu anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, davacı kooperatif adına intikal gören 222 parsel numaralı kayıt kadastroca oluşturulan bir kayıt olmayıp yoktan tamamen sahte evrak ile oluşturulan bir kayıt niteliği taşıdığından yok hükmündedir. Yok hükmündeki tapu kaydında iyi niyetten söz etmek olanaksızdır. Bu itibarla davacı kooperatif Medeni Kanun'un 931. maddesinden bahisle iyi niyetli olduğunu ileri sürerek şerhin kaldırılmasını isteyemez. O halde, davacı kooperatifin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine;
Davalı, karşı davacı Hazine vekilinin temyizine gelince; Hazine bu yerin adına tescilini istediğine göre Hazine vekilinden bu yerin ne sıfatla Hazine malı olduğunun açıkça sorulması, vereceği cevap doğrultusunda taşınmazın sahte kayıttan önce kime ait olduğunun, Hazine'nin bir hakkı olup olmadığının araştırılması, gerektiğinde Hazine vekilinin sözünü ettiği emsal dosyalardan da yararlanılması ve hükme yeterli bir soruşturma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir" denilmek suretiyle bozulmuş ve mahkemece bozmaya uyulmuştur.
Bozmaya uyulmakla davanın tarafları yararına usuli kazanılmış hak doğacağında ve bozmada işaret edilen hususların aynen yerine getirilmesi gerekeceğinde kuşku yoktur.
Bozma kararında belirtildiği şekilde Hazine vekili 08.03.2004 tarihli oturumda; çekişmeli taşınmaz kayıt maliki mektepli M'nin mirasçı bırakmadan öldüğünü, Hazine'nin son mirasçı olduğunu bildirmiştir. İddianın doğrulanması halinde Türk Medeni Kanunu'nun 501. ( eski 448 ) maddesi hükmü gereği taşınmazda Hazine'nin hak sahibi olacağı tartışmasızdır. Ne var ki mahkemece bu hususta yeterli bir araştırma yapılmamış, karşı davacı Hazine'ye iddiası ve ispat olanağı verilmemiştir.
Hal böyle olunca; Hazine vekiline çekişme konusu 222 parsel kayıt maliki mektepli M.'nin mirasçı bırakmadan öldüğü ve Hazine'nin son mirasçı olduğunu ispat için mehil verilmesi, bu konudaki delillerin toplanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davalı ( karşı davacı ) Hazine'nin temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 06.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy