(818 S. K. m. 28)
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki bulunduğu 386 parselde bulunan meskeninin kandırılarak davalı adına tescil edildiğini, davalıdan borç para aldığını, bu borca karşılık konan ipoteğin kaldırılacağının söylenerek kandırıldığını ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, hata ve hilenin söz konusu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, hile iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi U. 'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
KARAR
Dava, hile hukuksal nedenine dayalı iptal ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, resmi akdin aksinin tanıkla ispatının mümkün olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 386 parselde bulunan 10 nolu meskenin kayden davacıya ait iken 30.4.2002 tarihli resmi akitle M. lehine 4.000.000.000 TL. bedelli birinci dereceden ipotek tesis edildiği, daha sonrada 31.10.2002 tarihli akitle de ipotek lehtarı olan vekil aracılığıyla taşınmazın davalı A. 'ye satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır.
Dava, dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre davalının hile hukuksal nedenine dayandığı açıktır.
Bilindiği üzere; hile,genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/1 maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan,hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir.
Hal böyle olunca, işin esasına gidilerek tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm delillerin toplanması, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması,sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davacı vekilinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 22.9.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy