(4721 S. K. m.683) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 133 ada 1 ve 1373 parsel sayılı taşınmazların davalılara kiralandığını, kira süresinin sona ermesine rağmen kullanımın devam ettiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ile ecrimisil ve izinsiz çıkarılan taş bedelinin ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekili, davalılardan Tuncer Kırdar'ın, taşınmazları 3 yıllığına kiraladığını, kira süresinin bitimiyle yeniden yapılan ihale neticesinde başka bir şirketin ihaleyi kazandığını, Tuncer Kırdar'ın ihaleye katılmayıp, davalı şirket ile başka bir şirketin katıldığını, ihalede pey olarak sürülmüş birim fiyattan tazminat ve taş bedeli istenemeyeceğini, davalı şirketin ise davaya konu taşınmazı kullanmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı şirket aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine; davalı Tuncer Kırdar hakkında açılan el atmanın önlenmesine yönelik davanın Maden Kanununda yapılan değişiklik nedeniyle reddine; haksız iktisap edilen taş bedeli ve ecrimisilin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Selda Özer'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmazlara elatmanın önlenmesi, ecrimisil ve tazminat isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; Gever Köyündeki 133 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ile Civli Köyü sınırları içerisindeki 1373 parsel sayılı taşınmazların kayden davacı hazineye ait olduğu, hazine tarafından her iki parsel için davalı Tuncer Kırdar ile 23.12.2998 tarihinde 3 yıllığına kira sözleşmesi yapıldığı, sonradan davalı Tuncer'in başlangıç tarihi 10.3.2004 olan 10 yıl süreli maden arama ruhsatı almış olduğu belgelerle sabittir.
Davacı Hazinenin, davalı Tuncer ile yapılan kira süresinin dolmasına karşın, davalı ile yeni bir kira sözleşmesi yapılmadığını, ancak davalının çekişme konusu parsellere haklı ve geçerli bir sebebi bulunmaksızın elattığını ve buradan toprak yapısını bozmak suretiyle mermer çıkarttığını belirterek eldeki davayı açmış olduğu görülmektedir.
Taraflar arasındaki çekişmenin giderilmesinde önemli olan husus çekişme konusu taşınmazların yeni bir kira sözleşmesi yapılmadığına göre davalının almış olduğu maden arama ruhsatı içinde kalıp kalmadığı noktasındadır.
Mahkemece yapılan uygulama ile bu durum tespit edilmiş değildir. Öte yandan bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide de çekişme konusu taşınmazların nerede olduğu gösterilmediği gibi hangi bölümlerin dava edildiği de anlaşılamamaktadır.
Hal böyle olunca, öncelikle davalıya ait maden arama ruhsatına konu edilen yerin, haritaları ve krokileri celp edilmek suretiyle 3 uzman bilirkişi marifetiyle tespit edilmesi, davalının maden arama ruhsatı dışına çıkarak çekişme konusu taşınmazlara elatmasının bulunup bulunmadığının kuşkuya yer bırakmayacak şekilde saptanması, davalı kişinin diğer davalı temsilcisi olduğu kayden belirgin olduğuna göre şirketinde taşınmazlara bir elatmasının bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması, böylesine bir araştırma sonucu hasıl olacak duruma göre davacının davadaki isteği de gözetilmek suretiyle bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilirkişi raporuna dayanılmak suretiyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy