(766 S. K. m. 81) (3402 S. K. m. 12)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, 2 parsel sayılı taşınmazda kayden satın aldığı Emine Tuncel hissesinin, davalıların miras bırakanı Döndü'nün açtığı ve tarafı olmadığı tapu iptali davası sonucu iptal edildiğini ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, 1974/144 esas 1994/263 karar sayılı kadastro ilamının tarafı olmayan davacıyı bağlamayacağı, işin esasına girilerek inceleme yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, hükmüne uyulan bozma ilamı gereğince, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılardan Mustafa Sözer ve Mehmet Sözer tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılardan Mustafa ve Mehmet Sözer tarafından temyiz edilmiştir Davalılar ile davacının bayilerinin murisi Emine Tuncelin'de taraf olduğu Kadirli 1. Kadastro Mahkemesinin 1974/144 E. 1994/263 kara sayılı ilamı 17.7.1998 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşen bu mahkeme kararı ile eldeki davada dava konusu edilen 2 nolu kadastral çapta davacının bayiilerinin murisi Emine'nin herhangi bir hakkının bulunmadığı belirlenmiş, davalılar Mustafa, Mehmet ve Özen'in mülkiyet hakları saptanmış ve taşınmazda paydaş olmuşlardır. Davacı Abdullah Demiralay ise bu parsel ile ilgili kadastro mahkemesindeki dava devam ederken revizyon gören eski tapu kaydı üzerinden 5.3.1991 gün ve 1399 yevmiye numarası ile pay satın almıştır. Davacı bu pay alımına dayanarak kadastro mahkemesi kararının yanlış olduğunu kendisine pay satışında bulunanların murisi Emine'ye pay verilmesi gerektiğini, ve mahkeme kararının yanlış kesinleştirildiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki kadastro mahkemesindeki davada taraf olmayan davacının o kararda belirlenen hak durumuna ve mahkeme kararının kesinleşme biçimine itiraz etme hakkı bulunmamaktadır, ayrıca bir mahkemeden verilen ve kesinleştirilen kararın başka mahkemede inceleme konusu yapılıp sonuçlarının ortadan kaldırılması da mümkün değildir. Bu nedenle yerel mahkemenin kararına dayanak yaptığı bu gerekçenin yasal olduğu söylenemez. Diğer taraftan davacı kadastroda revizyon gören tapu kaydından pay satın almıştır. Gerek kadastro tespitinin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan 766 Sayılı Tapulama Yasasının 81. maddesine, gerekse daha sonra yürürlüğe giren 3402 Sayılı Kadastro Yasasının 12. maddesine göre eski tapu kayıtları işleme tabi kayıt niteliğini kaybetmekte ve delil durumuna düşmektedirler. Bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağı da yine belirtilen yasa hükmüdür. Böyle bir işlem yapılmış olsa bile kadastro mahkemesindeki davanın sonuçlarına razı olmak üzere işlemin yapıldığının kabulü gerekir, nitekim davacının bu davada dava konusu olmayan ve revizyon gören tapu kaydında yapılmış olan başka bir pay alımında dava sonucunu kabul edeceği şerhi verilmiştir.
Sonuç: Sonuç olarak gerek kesinleşen mahkeme kararına göre davacının bayilerinin bu taşınmazda bir haklarının bulunmadığının belirlenmiş olmasına, gerekse bir mahkeme kararının başka bir mahkeme kararı ile ortadan kaldırılması mümkün olamayacağına göre, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmadığından yerel mahkeme kararının H.U.M.Y.'nın 428. maddesi gereğince temyiz eden davalılar Mustafa Sözer ve Mehmet Sözer lehine BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 26.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy