(4721 S. K. m. 683) (2981 S. K. m. 22)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; davacı Hazine, kayden maliki bulunduğu dava konusu 714, 715 ve 716 parsel sayılı taşınmazların İçişleri Bakanlığına tahsisli olduğunu, davalıların yapılaşmak suretiyle yaptıkları elatmanın önlenmesi ve muhtesatın yıkımı amacıyla açılan davanın 715 ve 716 parseller bakımından kabulle sonuçlandığını, 714 parsel bakımından ise 3290 Sayalı Yasanın 13.maddesi ile değişik 2981 Sayalı Yasanın 22/B maddesi gereğince tapu kaydı beyanlar hanesinde 400 m2 lik kısmın davalılara ait olduğuna ilişkin tapu tahsis belgesi bulunması nedeniyle davanın durmasına karar verildiğini, kararın 20.03.2002 tarihinde kesinleştiği halde tapu tahsis belgesinin tapuya dönüştürülmediğini, İçişleri Bakanlığına tahsisli olup tapu tahsis belgesi dışında kalan alanda davalıların fuzuli şagil olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu yer hakkında açılan elatmanın önlenmesi davasında durma kararı verildiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; dava konusu taşınmaz hakkındaki kesinleşen ilama göre davanın durmasına karar verildiğini, tapu tahsis belgesinin henüz tapuya dönüştürülmediği, bu hükümde sonra davacı tarafça yeni delil ileri sürülemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi İlknur Acar'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 714 parsel sayılı taşınmazın kayden Hazineye ait bulunduğu, bu yerde davalı yararına 400 m2 lik bölüm bakımından tapu tahsisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında anılan taşınmaz bakımından önceden görülen dava sonunda Perşembe Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/176 esas, 2002/145 karar sayılı ilamı ile elatmanın önlenmesi isteği yönünden tahsis belgesinin varlığı benimsenerek yargılamanın durdurulmasına karar verildiği görülmektedir. Anılan hükmün davalıya ait tahsis kapsamında bulunan yerle ilgili olduğu tartışmasızdır.
Davacı Hazine, eldeki davada taşınmazın tahsis kapsamı dışındaki yere davalının elattığını ileri sürmüştür. Öyle ise bu isteğin incelenip sonuçlandırılması zorunludur.
Hal böyle olunca, dava konusu 714 parseldeki davalı yararına mevcut bulunan tahsis belgesi kapsamının açıklığa kavuşturulması, bunun dışındaki yere davalının bir elatmasının bulunup bulunmadığının saptanması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK'nun 428.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.10.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy