(4721 S. K. m. 683, 737)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, mülkiyeti kendilerine ait 3199 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bir kısmını komşu 16 parsel maliki davalıların taşkın inşaat yapmak suretiyle işgal ettiklerini ileri sürüp el atmanın önlenmesi ile yıkım istemişlerdir.
Davalı Yalçın, 16 nolu parselin her iki yanındaki 4 ve 7 nolu parsellerde bina yapılmaya başlandığını, bitişik nizam olduğu için aradaki yere iyi niyetle binalarını inşa ettiklerini, yurt dışında çalışmaları nedeniyle inşaatlarını bir akrabalarının yaptırdığını, Belediye Başkanlığından yapı ruhsatı alınarak yapıldığını, binaların değerinin arsa değerinden çok yüksek olduğunu, bilirkişi tarafından belirlenecek arsa bedelinin kendileri tarafından karşılanması suretiyle uyuşmazlığın giderilmesini savunmuş, diğer davalı yanıt vermemiştir.
Mahkemece, davalıların binasının davacıların taşınmazına tecavüzlü olduğunun keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.11.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz edilen vs. vekili avukat S. Coşkurlu geldi. Davetiye tebliğine rağmen temyiz eden vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, bu sırada temyiz eden vs. vekili avukat M. A. Ada'nın geldiği görüldü, mazereti kabul edilip dinlendi, iş karara bırakıldı, bilahare Tetkik Hakimi S. Altınbulak tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu edilen 5, 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların imar uygulaması sonucu oluştuğu, 16 parselin ise 5 ve 6 imar parsellerinin tevhidiyle meydana geldiği anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki çekişmenin usulüne uygun olarak yapılan ve kesinleşip sicile yansıtılan imar parselleri dikkate alınmak suretiyle çözüme kavuşturulması gerekeceğinde kuşku yoktur.
Çekişmenin çözümüne yönelik olarak yerinde yapılan inceleme sonucu dosyaya sunulan 29.4.2003 tarihli bilirkişi kurulu raporunda Belediye tarafından yapılmış olan 3194 Sayılı Yasanın 18.maddesi uygulamasının hatalı olduğu, Kadastro Müdürlüğündeki 18.madde uygulama dosyasındaki koordinat değerleri ile Tapu Sicil Müdürlüğündeki ve Sivas Belediyesi Fen İşlerindeki suretlerdeki koordinat değerlerinin farklı olduğu, ihtilafın bu hatalı uygulamadan kaynaklandığı ifadelerine yer verilmişken dosyada bulunan Belediye Başkanlığı Harita Müdürlüğünün 11.5.2004 tarih, 1536 sayılı yazısında 18.maddesi uygulamasında hata bulunmadığı, ihtilafın çözümünde ölçü krokisinin ve paftanın her zaman esas olduğuna değinilmiştir.
Bilirkişi raporundaki saptamalar ile Belediye yazısı içeriğinin birbirine uygun düşmediği açıktır. Belirtilen çelişki giderilmeden çekişmenin çözüme kavuşturulmasına olanak yoktur.
Sonuç: Hal böyle olunca, taraflara ait olup çekişmenin çözümüne esas alınması gereken imarla oluşan çap kayıtlarının hangisi olduğunun açıklıkla belirlenmesi, saptanacak kayıtların yerine uygulanması, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 4.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 22.11.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy