(4721 S. K. m. 229)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıların miras bırakanı olan eski eşi Hüseyin Açık ile evlilik birliğinin devamı sırasında müşterek kazançlarını birleştirerek dava konusu taşınmazları edindiklerini, ancak tapuda Hüseyin adına tescil edildiğini ileri sürerek, 318 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3, 4 nolu bağımsız bölümde 1/2 paylarının iptali ile adına tescilini, olmazsa değerini istemiş, yargılama sırasında davasını tazminata hasretmiştir.
Davalılar Naciye ve Zehra davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar ise davayı kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
Davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar Dairece davacının çekişme konusu taşınmazların edinilmesindeki katkı payının varlığı ve oranın kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmek suretiyle bilirkişi raporunda öngörülen davalı Naciye'ye isabet eden bedelin karar altına alınmasında bir isabetsizlik olmadığı, ancak diğer davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar Naciye ve Zehra davanın reddini savunmuşlar, diğer davalılar ise davayı kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 30.01.2007 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat Kemal Boz geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekilleri avukatlar gelmediler, yokluklarında duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi A.Sevil Çalıkoğlu'nun tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, katkı payından kaynaklanan tapu iptal-tescil olmazsa tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak kurulan hüküm yapılan araştırma ve inceleme sonunda davacının çekişme konusu taşınmazların edinilmesinde katkı payının varlığı ve oranı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmek suretiyle bilirkişi raporunda öngörülen davalı Naciye'ye isabet eden bedelin karar altına alınmasında bir isabetsizlik yoktur. Davalı Naciye'nin tüm, davacının ise öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak;
Zehra dışındaki diğer davalılar davayı kabul etmiştir. Kural olarak kabul kesin hükmünün hukuki neticelerini doğurur. Öte yandan, davacının katkı payının varlığı mahkemenin de kabulündedir.
Öyleyse gerek davalı Zehra yönünden gerekse davayı kabul eden diğer davalılar yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu bunlar bakımından davanın reddedilmiş olması doğru değildir gerekçesiyle bozulmuştur.
Mahkemece, bozmaya uyulmuş, ne var ki, bozma gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla orada işaret edilen hususlar yönünden taraflar yararına usulü kazanılmış hak oluşturur. Mahkemece de, bozma kararında değinildiği gibi, işlem ifa edilerek hüküm kurulması zorunluluğu ortaya çıkar.
Hal böyle olunca, davalı Naciye bakımından kesinleşen katkı payı miktarı dışında kalan 68.250 YTL nin diğer davalıların miras payları oranında faiziyle birlikte davalılardan alınıp davacıya verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Davacının, temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenden ötürü H.U.M.K'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 500.00. YTL. Duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 30.01.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy