(4721 S. K. m. 719) (3402 S. K. m. 20)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları adına kayıtlı bulunan tapulu taşınmaza davalıların haksız biçimde müdahale ettiklerini ileri sürerek elatmanın önlenmesini istemişlerdir.
Davalılar da davaya tapu ile karşı koymuşlar ve reddini savunmuşlardır.
Birleştirilen 1990/10 ve 2002/13 esas sayılı davaların davacıları ise kendilerinin tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmaza uyduğunu belirterek davacıların tapusunun iptali ile elatmanın önlenmesini talep etmişlerdir.
Mahkemece, davacı M. Batmaz'ın dayandığı tapunun taşınmazı kapsadığı ve geçerli bulunduğu gerekçesiyle anılan davacı yönünden elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne, diğer davacıların davasının reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflarca süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, duruşma isteği dava değeri yönünden reddedildi gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava ve birleştirilen davalar, tapu kaydına dayalı elatmanın önlenmesi ve tapu iptali isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davada tarafların tapu kayıtlarına dayanarak çekişmeli yerin tapuları kapsamında kaldığını ileri sürerek istekte bulundukları görülmektedir.
Ne var ki mahkemece hükme yeterli bir uygulama yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği kuşkusuzdur. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa öncelikle tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm gittileri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden istenilmesi, gitti kayıtlarının yüzölçümlerinde veya sınırlarında bir değişiklik varsa dayandığı belgelerin incelenip, doğru ve yasal bir nedenin bulunup bulunmadığının araştırılması, doğru esasa dayanmıyorsa, ilk tesisindeki sınırlara itibar edilmesi, ayrıca uygulamada yararlanmak üzere varsa komşu taşınmaz kayıtlarının getirtilmesi, böylece yanların dayandığı, usulüne uygun olarak çıkarılmış tüm belgeler toplandıktan, dosya öteki yönlerden de keşfe hazır hale geldikten sonra yöreyi iyi bilen yaşlı ve yansız yerel bilirkişi veya bilirkişiler aracılığı ile uygulama yapılması, kayıtlardaki her sınır yerel bilirkişi veya bilirkişilerden sorulup arazi üzerinde tespit edilmesi; gerektiğinde sınırlar hakkında açıklayıcı doyurucu bilgiler alınması, bilinmeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağının sağlanması, komşu taşınmaz kayıtlarının da aynı şekilde uygulanarak yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin denetlenmesi gerekir. Öte yandan sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınması zorunludur.
Somut olayda dayanılan tapuların tüm tedavül kayıtlarının getirtilmediği, aynı kök tapudan gelip gelmediklerinin pay ya da ifraz tapuları olup olmadıklarının üzerinde durulmadığı 3 kez keşif yapılmasına rağmen uygulamanın çok soyut kaldığı, düzenlenen rapor ve krokilerin de keşfi izlemeye ve uygulamayı denetlemeye elverişli bulunmadıkları anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tüm tedavüllerinin getirtilmesi, yanlı ve yansız yerel bilirkişiler aracılığıyla ilk tesislerinden itibaren mahalline uygulanması, her bir sınır hakkında yerel bilirkişilerden tatmin edici bilgiler alınması, gerektiğinde tanık anlatımlarına başvurulması böylece hangi taraf tapusunun çekişmeli yerleri kapsamına aldığının saptanması, tapuların tedahül etmesi (iç içe girmesi) durumunda doğru temele dayanan ve eski tarihli olan ya da üstünlük tanınacağının gözetilmesi, uzman bilirkişilere uygulamayı ayrıntılı biçimde yansıtan ve keşfi izlemeye yarayan kroki düzenlettirilmesi; toplanan delillerin yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik soruşturma ve uygulama ile yetinilip yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Tarafların temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 17.03.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy