(818 S. K. m. 355) (4721 S. K. m. 683, 684)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalıların murisi H'ye ait olan 5 parselde bulunan 4 nolu daireyi, yüklenici davalı D'den arsa malikleri ile yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca satış vaadi sözleşmesi ile satın aldığını, yüklenicinin edimini yerine getirmesine rağmen arsa malikinin tapuyu vermediğini ileri sürerek tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, yüklenicinin edimini yerine getirmediğini, yüklenicinin arsa malikleri aleyhine açtığı davanın ret edildiğini belirterek davanın reddini savunmuşlar, birleşen karşı davalarında davacının el atmasının önlenmesi isteğinde bulunmuşlardır.
Mahkemece, yüklenicinin edimini yerine getirmediği bu nedenle davacının tapu iptal ve tescil davası açamayacağı, davanın kaç ak ve ruhsatsız olması nedeniyle arsa maliklerinin de el atmanın önlenmesi davası açamayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi U.Ş.'nin raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, tapu iptal tescil, birleşen dava çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, her iki davanın da reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, kayden davalılarının murisi adına kayıtlı bulunan 5 parsel sayılı taşınmazda H. (davalıların miras bırakanı) ile davalılardan yüklenici D. arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, davacının yükleniciden gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile daire satın aldığı, yüklenici tarafından arsa malikine karşı açılan arsa payı iptali davasının Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 29.09.2003 gün 1999/489 Esas, 2003/1022 sayılı kararı ile ret edilerek kesinleştiği ve yükleniciden haricen pay edinenlerin arsa maliklerine karşı eldeki tapu iptal ve tescil davasını açtıkları görülmektedir. Yüklenicinin sahip olmadığı bir hakkı davacıya devrine olanak yoktur. Buna göre iptal isteyen davacının çekişmeli taşınmazda mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı sabittir. Öyle ise, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur.
Ancak, mahkemece çekişmeye konu edilen yerlerin ruhsatsız ve kaçak olduğu gerekçe gösterilerek birleşen dava reddedilmiştir.
Medeni Kanun'un 684. maddesi hükmü gereğince taşınmazın üzerindeki yapılar zeminin mülkiyetine tabi olup zeminde pay sahibi olan davacıların, anılan düzenleme gereği yapıda da hak sahibi bulundukları tartışmasızdır. Binanın ruhsatsız ve kaçak yapılmış olması, davacıların taşınmazda ve üstünde bulunan binadaki mülkiyet hakkını ortadan kaldırmaz ve bundan kaynaklanan haklarını kullanmasına engel teşkil etmez. Kaçak yapılaşma olgusunun idari mercileri ve idari yaptırımı ilgilendireceği de kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalıların (birleşen davanın davacılarının), mülkiyet hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken, reddedilmiş olması isabetli değildir.
Sonuç: Davalıların (birleşen davanın davacılarının) temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü H.U.M.K.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy