(1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalılar ile birlikte müştereken maliki oldukları çekişmeli taşınmazları davalı kardeşi A. S. Ç.'nun kiraya vermek suretiyle kullandığını, kira bedelinden payına düşeni ödemediğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine, adına yapılan kira sözleşmesinin feshine ve kira alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı A. S., dava konusu taşınmazların aralarındaki sözleşme gereğince kiraya verildiğini, sözleşmenin davacıya yüklediği edimlerin yerine getirilmediği için kiraların tarafından alındığını, diğer davalılar, kendilerine husumet düşmeyeceğini bildirip davanın reddini savunmuşlardır.
Davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, 8.6.2000 tarihli -Beyanımdır- başlıklı ibranamenin ve sözleşmenin öteki delillerle irdelenmesi, sonucuna göre bir hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, müşterek mülkiyete tabi taşınmazların kira paralarının tahsili için davacı tarafından verilen yetkinin kaldırıldığı, davacının başlangıçta verdiği yetkiyle pay ve paydaş çoğunluğu sağlanarak yapılan kira sözleşmelerinin davacı payına yönelik olarak kısmen feshinin mümkün olmadığı, sözleşmenin feshi davasının kiracılar hasım gösterilerek açılması gerektiği, bilirkişi raporu ile saptanan ecrimisilin talep tarihinden dava tarihine kadar tahsili gerektiği ve diğer davalılar P. ve A. M.'a husumet yöneltilemeyeceği gerekçeleriyle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı A. S. Ç. vekilleri tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S. Altınbulak'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, paylı mülkiyet üzere olan taşınmazlarda elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup, aşağıda belirtilen husus dışında hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Tarafların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Ancak, çekişme konusu edilen taşınmazlardan 211 ada 337 parseldeki 5 nolu bağımsız bölüm ile 110 ada 21 parseldeki 3 nolu bağımsız bölümün yargılama sırasında 9.8.2001 ve 29.6.2001 tarihlerinde 3.kişilere temlik edildiği ve taşınmazlarla tarafların ilgisinin kesildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonrada sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği, hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK. nun 186. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır
Hal böyle olunca, yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir. Davalının bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 06.04.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy