(4721 S. K. m. 706)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların annelerinden kalan 11 parselde bulunan taşınmazı, muvazaalı olarak düzenlenen zilyetliğin devri sözleşmesine dayalı olarak üzerlerine geçirdiklerini ileri sürerek pay oranında tapu iptal tescil ve tenkis isteklerinde bulunmuşlardır.
Davalılar, murislerinin dava konusu tapusu bulunmayan yapının zilyetliğini bedeli karşılığı kendilerine devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, muris tarafından davalılara yapılan zilyetliği devir sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle davacının miras payı oranında iptal ve tescile karar verilmiştir.
Karar, davalılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi U. Şentürk'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil ve isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden, çekişmeli 11 parsel sayılı taşınmazın öncesinin Hazine yeri olduğu, bu yer üzerinde tarafların ortak miras bırakanı Türkan tarafından bina inşa edildiği, adı geçen tarafından yapıdan bahisle Belediyeye tapu tahsisi için başvurulduğu ancak muris adına sicil oluşmadan 24.12.1997 tarihli zilyetliğin devri sözleşmesiyle davalılara bedeli karşılığı devredildiği, bilahare taşınmazın 16.4.1998 tarihinde Hazine adına, tescil edildiği, 22.1.2003 tarihinde Belediye'ye devredildiği ve tapu tahsisinden bahisle 30.4.2003 tarihinde davalılara satış yoluyla devredildiği ve adlarına, tescil edildiği görülmektedir.
Yukarıda açıklanan işleyiş bakımından, tapuda kayıtlı bulunmayan taşınmazın miras bırakan tarafından zilyetliğin devri sözleşmesiyle davalılara temlikinin geçerli işlem olduğu tartışmasızdır. Senetsiz taşınmazların mülkiyetinin, zilyetliğin devri ve teslim ile intikal edeceği kuşkusuzdur. Öyle ise, miras bırakanın işleminin muvazaalı ve geçersiz olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur. Belirtilen bu olgulara rağmen ayna ilişkin isteğin kabul edilmiş olması doğru değildir.
Ancak, davada tapu iptal tescil isteği yanında tenkis talebi de vardır. Koşulların oluşması halinde yapılan işlemin tenkise tabi tutulacağı kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, tapu iptal tescil isteğinin reddine, tenkis hususunda gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, koşulların varlığının saptanması halinde tenkise karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir. Davalıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü BOZULMASINA, 15.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy