(1086 S. K. m. 92, 95, 237)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, davalıların miras bırakanı olan eski eşi Hüseyin A. ile birlikte uzun yıllar yurt dışında çalıştıklarını, evlilik birliğinin devamı sırasında müşterek kazançlarını birleştirerek dava konusu taşınmazları edindiklerini, Türk aile yapısının gereği olarak tapu kayıtlarının eşi Hüseyin adına yazıldığını, boşanmalarından sonra Hüseyin A. ile bir araya gelerek tapu kayıtlarının çocukları üzerine devredileceğini kararlaştırdıklarını, bu nedenle o tarihte dava açmayı düşünmediğini, ancak Hüseyin'in ölümünden sonra tapuda devrin çocuklar adına yapılmadığını öğrendiğini ileri sürüp 318 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin 1/2 paylarının iptali ile adına tescilini olmazsa dava tarihi itibari ile saptanacak bedellerden 1/2 paya isabet eden tutarın reeskont faizi ile birlikte tazminat olarak ödenmesini istemiş, yargılama sürerken davasını bedele hasretmiştir.
Davalılar Naciye ve Zehra A., davanın zamanaşımına uğradığını, miras bırakanları Hüseyin ile davacının 1992 yılından itibaren ayrı yaşadıktan sonra 1996'da boşandıklarını, davalı olarak gösterilen diğer kişilerin davacı ile aynı evde yaşayan çocukları olduğunu, beraber ve muvazaalı hareket ettiklerini bildirip davanın reddini savunmuş, diğer davalılar, davacının iddialarının doğru olduğunu paylarına düşen katkı payını parasal olarak kabul ettiklerini bildirmişlerdir.
Mahkemece, davacının dava dilekçesindeki beyanına göre Hüseyin A.'ın taşınmazları anne ayrımı yapmaksızın çocukları üzerine yaptıracağını ifade etmesi davacının da bunu kabul etmesi nedeniyle, davalı çocuklar hakkında davacının dava açma hakkının bulunmadığı, taşınmazların alımında davacının %35 katkı payının olduğunun tespit edildiği gerekçeleri ile davalı Naciye hakkında açılan tazminat davasının kabulüne, diğer davalılar hakkında açılan tazminat ve tapu iptal-tescil taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından süresinde duruşmalı temyiz edilmiş olmakla; duruşma günü olarak saptanan 21.11.2005 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden S. Korkmaz vekili Avukat K. Boz ile yine temyiz eden Naciye A. vs. vekili Avukat T. Sivri geldiler.
Davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vs. vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü Açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi Senem Altınbulak tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, katkı payından kaynaklanan tapu iptali-tescil olmazsa tazminat isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 318 parsel sayılı taşınmazdaki 1, 2, 3 ve 4 nolu bağımsız bölümlerin davacının boşandığı eşi olan davalıların miras bırakanı Hüseyin A.'a ait iken ölümü ile 4.12.2003 tarihinde miras yoluyla davalılara intikal ettiği görülmektedir. Davacı, eski eşi ile müşterek kazançlarını birleştirerek evlilik birliği içinde taşınmazları edindiklerini, boşandıktan sonra ise kendi çocuklarına devredilmesi konusunda anlaştıklarını ileri sürerek tapu iptali-tescil olmazsa tazminat isteği ile eldeki davayı açmış, yargılama sırasında davasını bedele hasretmiştir.
Mahkemece, yapılan araştırma ve inceleme sonunda davacının çekişme konusu taşınmazların edinilmesinde katkı payının varlığı ve oranı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmek suretiyle bilirkişi raporunda öngörülen davalı Naciye'ye isabet eden bedelin karar altına alınmasında bir isabetsizlik yoktur.
Davalı Naciye'nin tüm davacının ise öteki temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine;
Ancak, Zehra dışındaki diğer davalılar davayı kabul etmiştir. Kural olarak kabul kesin hükmün hukuki neticelerini doğurur. Öte yandan, davacının katkı payının varlığı mahkemenin de kabulündedir.
Öyleyse gerek davalı Zehra yönünden gerekse davayı kabul eden diğer davalılar yönünden de, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu bunlar bakımından davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün HUMK. nun 428. maddesi gereğince açıklanan nedene hasren BOZULMASINA, duruşma günü olan 21.11.2005 tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden davacı vekili için 400,00 YTL. duruşma avukatlık parasının diğer temyiz edenden alınmasına, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 16.02.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy