(818 S. K. m. 18) (4721 S. K. m. 560)
Dava: Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakanları A. ve R'nin çekişme konusu taşınmazları mirastan mal kaçırmak ve kendisini miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla muvazaalı olarak görünürde satış ve bağış yoluyla farklı tarihlerde davalılara temlik ettiklerini ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında adına tesciline olmazsa tenkise karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, satış ve bağış işlemlerinin gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlar, davalı T. davayı kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, davalı T. hakkında açılan davanın kabul sebebiyle kabulüne; diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S.Ö.'nün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal, tescil ve tenkis isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın T. dışındaki davalılar yönünden reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; miras bırakanlar A., R. ve K'nin maliki bulundukları çekişme konusu 1, 13, 132 ve 768 parsel sayılı taşınmazların satış yoluyla; 362, 763, 766, 970, 1307,302 ada 43 nolu parsellerin bağış yoluyla davalılara intikal ettirdikleri anlaşılmaktadır.
Satış yoluyla vaki temlik işlemlerinin bedelsiz olduğu, tanık anlatımlarıyla sabittir. Esasen bu olgu mahkemenin de kabulündedir. Nitekim mahkemece miras bırakanların taşınmazlarını mirastan mal kaçırma amacıyla değil, paylaştırma düşüncesiyle intikal ettirdikleri benimsenmiştir. Böyle bir kabule değer verilebilmesi için miras bırakanların ayrım yapmaksızın tüm mirasçılar arasında dengeli ve adil bir paylaştırmanın bulunması gerekir. Oysa davacı bakımından böyle bir paylaştırmanın varlığından söz edilemez.
Hal böyle olunca, satış konusu yapılan I, 13, 132 ve 768 nolu parseller bakımından davanın kabulü gerekirken reddi doğru değildir.
Öte yandan, bağış akdine konu edilen 362, 763, 766, 970, 1307 ve 302 ada 43 nolu parseller açısından 01.04.1974 tarih ve 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararı'nın uygulama yeri bulunmayacağı tartışmasızdır. Bu taşınmazlar yönünden tapu iptal ve tescil isteğinin reddedilmiş olması doğrudur. Ancak, geçerli işlem olan bağış akdi bakımından koşulların oluşması halinde tasarrufların tenkise tabi tutulacağı kuşkusuzdur. Davada tenkis talebi de vardır. Tenkise ilişkin dava hakkının miras bırakanın ölümü ile ortaya çıkacağı muhakkaktır.
Hal böyle olunca, satış akdine konu edilen 1, 13, 132 ve 768 nolu parseller yönünden davanın pay oranında kabulüne; bağış akdi konusu yapılan 362, 763, 766, 970, 1307 ve 302 ada 43 nolu parseller bakımından ise koşulları oluşan taşınmazlar için Türk Medeni Kanunu'nun tenkis hükümlerinin uygulanması suretiyle bir hüküm kurulması, bu değerlendirmede iptal edilen taşınmaz paylarının da dikkate alınması gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 10.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy