(818 S. K. m. 162, 355) (4721 S. K. m. 683)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 7242 parsel sayılı taşınmazına davalının kaçak inşaat yapmak suretiyle müdahale ettiğini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteminde bulunmuştur.
Davalı, davacının dava dışı kooperatifle aralarında kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, kendisinin ise kooperatif üyesi olduğunu, husumetin kendisine yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ile davalının ortağı olduğu dava dışı kooperatifle aralarında kat kargılığı inşaat sözleşmesinin yürürlükte olup, herhangi bir ortağa karşı açılan yıkım davasında kooperatifin binasının yıkımına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi S.Ö.'nün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar
Dava, el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu bağımsız bölümlerin bulunduğu 7242 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait olduğu, anılan yerde davacı ile dava dışı kooperatifin arasında 07.12.1987 tarihli kat karşılığı inşaat ve satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, anılan sözleşme uyarınca yüklenici niteliğindeki kooperatifçe bu yere inşaatlar yapılıp, bağımsız bölümler oluşturulduğu ancak yüklenicinin sözleşme ile üstlendiği edimini henüz sözleşmede Öngörüldüğü anlamda tam olarak yanına getirmediği görülmektedir. Diğer taraftan davalının da yüklenici kooperatifin üyesi olduğu ve tamamlanan bağımsız bölümlerden birini işgal ettiği de anlaşılmaktadır.
Kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yüklenicinin ayın isteme hakkının, sözleşme gereklerini tam olarak yerine getirmesiyle doğacağı kuşkusuzdur. Yüklenici ancak bu suretle doğan hakkını 3. kişiye devir olanağına sahip olur. Davada yüklenici sözleşmeden kaynaklanan borcunu yerine getirmediğine göre edinmediği hakkı 3. kişiye devir olanağı da doğmamıştır. Bu durumda yüklenici-kooperatif üyesi olan davalının taşınmazda mülkiyete ilişkin bir hakkının oluştuğu da söylenemez.
Diğer taraftan, arsa sahibi davacı ile yüklenici arasındaki sözleşme feshedilmediğine halen ayakta bulunduğuna göre yıkım isteğinin reddi de bu bakımdan doğrudur.
Hal böyle olunca, davacının mülkiyetten kaynaklanan hakkına üstünlük tanınmak suretiyle el atmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle reddedilmiş olması doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 03.07.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy