(1086 S. K. m. 186)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, S.S. T Konut Yapı Kooperatifinin tasfiyesine karar verilerek 1812 ada 74 parsel sayılı taşınmazdaki B Blok Bodrum Kat 2 nolu dairenin tasfiye işlemleri çerçevesinde 08.04.2004 tarihinde tapu kaydının adına çıkarıldığını, davalının taşınmazı haksız işgal ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesi ve ecrimisil istemiştir.
Davalı, yetkisiz işlemle davacıya verilen ferdileştirme tapusunun batıl ve hükümsüz olduğunu, dava konusu yeri kooperatif üyesi D.S'den kiraladığını, bu kişinin açtığı tapu iptal-tescil davasının derdest olunduğunu, bekletici mesele sayılarak D.S'nin de davaya dahil edilmesi gerektiğini, ecrimisil yönünden temerrüde düşürülmediğini bildirip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kayden davacıya ait bağımsız bölüme davalının elatmasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 13/6/2006 Salı günü saat 9.15 de daireye gelmeleri için taraf vekillerine tebligat yapıldığı halde gelmedikleri anlaşıldı, incelemenin dosya üzerinde yapılmasına, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hakimi S. Altınbulak raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; özellikle noksanın tamamlanması yoluyla getirtilen belgelerden çekişme konusu 74 parsel, B Blok, 2 nolu bağımsız bölümün davacı A.A adına kayıtlı bulunduğu, davalının ise kayıtla bir ilgisinin olmadığı gibi anılan yerde oturmasını haklı ve geçerli kılacak bir sebepten de söz edilemeyeceği; ne var ki, hükümden önce davacı A.A'nın taşınmazı kayden dava dışı H.S'ye satış suretiyle devrettiği, adı geçen kişinin de 17.7.2006 tarihli dilekçesi ile davaya devam etmek yönündeki iradesini bildirdiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; dava açıldıktan sonra da sınırlayıcı bir neden bulunmadığı takdirde dava konusu malın veya hakkın üçüncü kişilere devredilebilmesi tasarruf serbestisi kuralının bir gereği hak sahibi veya malik olmanın da doğal bir sonucudur. Usul Hukukumuzda da ayrık durumlar dışında dava konusu mal veya hakkın davanın devamı sırasında devredilebileceği kabul edilmiş HUMK'un 186. maddesinde dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulü işlemler düzenlenmiştir. Söz konusu madde hükmüne göre iki taraftan biri dava konusunu (müddeabihi) bir başkasına temlik ettiği takdirde diğer taraf seçim hakkını kullanmakta dilerse temlik eden ile olan davasını takipten vazgeçerek davayı devralan kişiye yöneltmekte, dilerse davasına temlik eden kişi hakkında tazminat davası olarak devam edebilmektedir.
Kendiliğinden (resen) gözetilmesi zorunlu bulunan bu usul kuralına göre, mahkemece diğer yana seçimlik hakkı hatırlatılarak davaya hangi kişi hakkında devam edeceği sorulmalı, sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Sonuç: Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesince işlem yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir. Davalının temyiz itirazları bu nedenle yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, peşin alınan harcın temyiz edene iade edilmesine, 28.09.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy