(4721 S. K. m. 683) (818 S. K. m. 355)
Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, 11 parsel sayılı taşınmazlarının üzerine bina yapımı konusunda dava dışı yükleniciyle aralarında gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, ancak yüklenicinin edimini yerine getirmediğini; anılan sözleşme gereğince kendilerine verilmesi gereken bağımsız bölümlerin dayımlar tarafından işgal edildiklerini ileri sürüp, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunmuşlardır.
Davalılar, çekişmeli bağımsız bölümleri yükleniciden gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri ile satın aldıklarını ve inşaat sözleşmesi gereği yükleniciye isabet eden dairelerde oturduklarını belirtip; davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar Turan ve Mustafa yönünden ve ecrimisil talebi bakımından atiye terk nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına; davalı Mehdi yönünden elatmanın önlenmesi davasının kabulüne, diğer davalılar bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili ile davalı Mehdi vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Karar: Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; kayden davacıların paydaşı bulunduğu 11 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bina inşa edilmek üzere davacılar ile dava dışı yüklenici arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı, sözleşme ayakta olmakla birlikte, yüklenicinin sözleşmeyle öngörülen yükümlülüğünü yerine getirmediği, yapının tamamlanmamış halde bulunduğu, davalılar Mehdi, Ramazan ve Murat'ın sözkonusu yapının bir kısım yerlerini işgalleri altında bulundurdukları, adı geçenlerin kayıtla bir ilgilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalılardan Mehdi'nin işgalinin haklı ve geçerli nedene dayalı olmadığı sabittir. Bu olgu benimsenerek hakkındaki davanın kabul edilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle adı geçen davalının temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.
Diğer taraftan, davada usulüne uygun olarak taraf sıfatı kazanmayan Müslüm bakımından davanın reddedilmiş olması da sonucu bakımından doğrudur.
Ancak, davalılar Ramazan ve Murat'ın da dava konusu yapının bir kısım yerlerini işgallerinde bulundurdukları, bu işgalin haklı ve geçerli bir nedene dayalı olmadığı da açıktır.
Hal böyle iken, adı geçenler yönünden de elatmanın önlenmesi isteğinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçelerle haklarındaki davanın reddedilmiş olması doğru değildir. Davacıların bu yöne değinen temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile, hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.10.2006 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy