(4721 S. K. m. 1025)
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, ortak miras bırakan Y. Çıracıoğlu'nın mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla 60 ve 374 sayılı parsellerini davalı İ.'e, 61, 87, 294 ve 373 sayılı parsellerini ise davalı S.'e hibe ettiğini ileri sürerek, öncelikle işlemin iptalini, olmadığı takdirde tenkisini istemiştir.
Davalı S., miras bırakanın mahfuz hisseyi ihlal kastı bulunmadığını, başkaca taşınmazlarının da olduğunu belirterek, davanın reddini savunmuş; diğer davalı İ. davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, temlikin muvazaalı yapıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, taşınmazların tapu kayıtlarının davacının payı oranında iptaliyle adına tesciline karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 20.3.2007 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden S. Çıracıoğlu vekili Av. M. Özkurudere, İ. Çıracıoğlu vekili Avukat A. Günaydın geldiler davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi M. Ataker tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Karar: Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil, olmadığı takdirde tenkis isteğine ilişkindir.
Mahkemece, tapu iptali-tescil isteğinin kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğine ve toplanan delillere göre, çekişme konusu 6 adet parselin miras bırakan adına kayıtlı iken, 31.3.1998 tarihli akitle ikisinin davalı İ.'e, dördünün ise davalı S.'e rücu şartlı hibe suretiyle devredildiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, hibe yoluyla yapılan işlemlerde miras bırakanın gerçek iradesi ile görünürdeki iradesinin örtüşmesi nedeniyle işlemin geçerli olduğu, bu tür işlemlerde muvazaadan bahsedilemeyeceği, başka bir anlatımla olayda 1.4.1974 tarih, 1/2 sayılı içtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, ancak tenkis hükümlerinin uygulanabileceği kuşkusuzdur.
Sonuç: Hal böyle olunca, tapu iptali-tescil isteğinin reddedilmesi; tenkis isteği bakımından gerekli araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulması isabetsizdir. Davalıların bu yöne değinen temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle, hükmün HUMK.'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.12.2006 tarihinde yürürlüğe giren avukatlık ücret tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 500,00.-YTL. duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 20.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy