(818 S. K. m. 397)
Dava: Taraflar arasında görülen dava ile birleştirilen davada;
Davacılar, mirasbırakan Huriye'nin ehliyetsiz olması nedeniyle davalıya yapılan temlikin geçersiz bulunduğunu ileri sürerek 9 parça taşınmazın payları oranında iptaliyle adlarına tescilini istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Davanın reddine ilişkin mahkeme kararı Dairece, mirasbırakanın ehliyetli olup olmadığının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak tamamlanan soruşturma sonunda, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Murat Ataker'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, ehliyetsizlik hukuksal nedenine dayalı tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, dava konusu 9 parça taşınmazda payı bulunan davacıların miras bırakanının bu paylarını 08.03.1974 tarihli sözleşme ile davalı ve dava dışı kardeşlerine satmayı vaat ettiği ve aynı sözleşmede davalının eşi Mübeccel'e de vekalet verdiği, adı geçenin de satış vaadine ve vekalete dayanarak miras bırakanın paylarını 17.02. 2000 tarihli akitle davalı ve dava dışı kardeşlerine devrettiği görülmektedir.
Bilindiği üzere, vekaletle gerçekleştirilen temliklerde vekil edenin, vekaletin verildiği ve temlikin yapıldığı tarih itibariyle hukuki ehliyete sahip olması asıldır. Nitekim değinilen hususa, hükmüne uyulan bozma ilamında da işaret edilmiş ve bu yönde Adli Tıp Kurumu'ndan alınan raporla, miras bırakanın 08.03.1974 tarihinde hukuki ehliyetinin bulunduğu ancak 17.02.2000 tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmadığı saptanmıştır.
Mahkemece, mirasbırakanın satış vaadi sözleşmesinin yapıldığı ve vekalet verdiği sırada ehliyetli olduğu, satış parasını aldığı, Borçlar Kanunu'nun 397. maddesinde belirtildiği üzere işin mahiyeti itibariyle sonradan meydana gelen ehliyetsizliğin temliki işlemi geçersiz kılmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ne var ki, vekil eden, sonradan hukuki ehliyetin yitirilmesi ile olası yaptığı işlemden dönebilme ve verdiği vekalet yetkisini geri alabilme iradesinden yoksun kaldığından, bir başka deyişle vekaleti sona erdirme imkanı ortadan kalktığından, ilgililerince de ehliyetsizlik durumu saptanana kadar böyle bir girişimde bulunulamayacağından, somut olayda ehliyetsizliğe rağmen vekalet yetkisinin işin mahiyetine göre sonradan kullanılabileceğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile reddedilmesi isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazı yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle, hükmün açıklanan nedenden ötürü HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 31.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy