(3533 S. K. m. 1)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden davalı Hazineye ait olan 3227 parsel sayılı taşınmazın imar planında konut adası, sosyal alanlar ve imar yolları ile belediye hizmet alanı içinde bulunduğunu, 5272 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi uyarınca bedelsiz olarak mülkiyetin belediyeye geçtiğini, ancak tapuda devir işleminin yapılamadığını ileri sürerek mülkiyetin belediyeye ait olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, öncelikle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, 3533 Sayılı Yasa ile davanın genel mahkemede görülmesi gerektiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın aynına ilişkin olduğu, değerinin ise görev sınırının altında bulunduğu gerekçeleri ile davanın görev yönünden reddi ile dosyanın görevli ve yetkili Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi Süleyman Yumma'nın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Karar: Dava, mülkiyetin tespitine ilişkindir.
Mahkemece, görev yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; davacı Belediye Başkanlığının çekişme konusu 3227 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin aidiyetinin tespiti konusunda davalı Hazineye husumeti yöneltmek suretiyle hakem sıfatıyla eldeki davayı açtığı ve mahkemece, 4916 Sayılı Yasa ile değişik 3533 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca taşınmazın aynına yönelik davaların genel mahkemelerde bakılacağı gözetilerek 7.7.2005 tarihli oturumda davaya genel mahkeme sıfatıyla bakılmaya karar verildiği, nihai kararla da dava dilekçesinde gösterilen dava değerine itibar edilerek davanın Sulh Hukuk Mahkemesinin görevi kapsamında kaldığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verildiği anlaşılmaktadır.
İddianın ileri sürülüş biçimi ve dilekçenin içeriğinden, çekişme konusu taşınmazın mülkiyetinin davacı idareye ait olduğunun tespitinin istenildiği görülmektedir. Bu haliyle çekişmenin, taşınmazın aynına yönelik olduğu açıktır. Buna göre, değeri para ile ölçülebilen çekişmelerin çözümünde harca esas dava değerinin dava dilekçesinde yazılı olan değil, keşfen belirlenecek değer olacağı ve mahkemenin görevinin belirlenmesinde de bu değerin gözetilmesi gerekeceği tartışmasızdır.
O halde, mahkemece çekişme konusu taşınmazın değeri keşfen belirlenmeden, dilekçede gösterilen değer esas alınmak suretiyle görevsizlik kararı verilmiş olması doğru değildir. Diğer taraftan, mahkemece, genel mahkeme sıfatıyla davaya bakılarak nihai karar verildiği halde karar başlığına hükmün hakem sıfatıyla kurulduğunun yazılmış olması neticeye etkili değildir.
Hal böyle olunca; mahallinde keşif yapılarak taşınmazla ilgili dava değerinin belirlenmesi ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.
Sonuç: Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle HUMK. nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 31.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy