(4721 S. K. m. 683, 684)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 16 parsel sayılı taşınmaza davalının komşu parselde taşkın yapılanmak ve binanın atık su borularını davacı parselinden geçirmek suretiyle müdahale ettiğini ileri sürüp elatmanın önlenmesine ve yapıların yıkımına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu taşınmazı davacının mevcut haliyle satın aldığını, yapıların önceki malikin muvafakati ile yapıldığını belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmaza davalı yapılarının müdahalesi olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar: Davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi E. S.'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 16 parsel sayılı taşınmazın kayden davacıya ait bulunduğu, davalının ise komşu 17 parsel sayılı taşınmazda paydaş olduğu anlaşılmaktadır.
Taraflar arasında görülen ve 30.06.2005 tarihinde kesinleşen Konya 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 17.01.2005 tarih, 2004/895 Esas, 2005/73 karar sayılı ilamı ile bilirkişi krokisinde kırmızı renkle boyalı ve (A) harfi ile işaret edilen yerde bulunan atık su boruları ile davalı binasının taşkın olan saçak kısmı nedeniyle çekişme konusu 16 parsel sayılı taşınmazda davalının paydaşı olduğu taşınmaz lehine mecra hakkı tesis edildiği görülmektedir. O halde bu bölüm bakımından davalı yönünden hukuken korunması gerekli olan durumun gözetilerek saçak tecavüzü ve atık su boruları bakımından davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu yöne değinen davacının temyiz itirazları yerinde değildir. Reddine.
Ancak, keşfen elde edilen bilirkişi raporu ile krokisinde mavi ile boyalı ve (B) harfi ile gösterilen bölümün tesis edilen mecra hakkı kapsamında kalmadığı, ancak buradan da davalının paydaşı bulunduğu taşınmaz yönünden atık su borularının geçirilmiş olduğu ve ayrıca aynı krokide kırmızı renkle boyalı ve (A) ile gösterilen bölüm bakımından davalı taşınmazı yararına mecra hakkı tesis edilmiş ise de, bu bölümde bulunduğu saptanan balkon tecavüzü yönünden mecra hakkı tesis edilmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, anılan yer bakımından balkon tecavüzü ve (B) harfi ile gösterilen bölüm yönünden davalının çekişme konusu taşınmaza elatma olgusunun kabulü gerekeceğinde kuşku yoktur.
Ne var ki, davada elatmanın önlenmesi isteği yanında yıkım isteğinde de bulunulmuştur. Bilindiği üzere, yıkım istekli davalarda, muhtesat Türk Medeni Kanununun 684. maddesi hükmü uyarınca zeminin mülkiyetine tabidir. 17 parsel sayılı taşınmaz paylı mülkiyet üzere olup, dava dışı paydaşların bulunduğu kayden sabittir. Davada, yıkım da istenildiğine göre 17 parsel sayılı taşınmazın tüm maliklerinin davada yer verilmesi zorunludur.
Oysa davalının dışındaki diğer paydaşlara davada yer verilmeden eldeki davanın çözüme kavuşturulması doğru değildir.
Hal böyle olunca; 17 parsel sayılı taşınmazın diğer paydaşlarının da davada yer almaları bakımından davacıya olanak tanınması, böylece usulü dairesinde taraf teşkili sağlandıktan sonra bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Sonuç: Davacının temyiz itirazları yerindedir. Kabulü maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan 25.12.2008 tarihinde ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428. peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy