(818 S. K. m. 31)
Dava: Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, maliki olduğu 2000 parsel sayılı taşınmazı ölünceye kadar bakım koşuluyla davalıya temlik etmek istediğini, davalının iradesine aykırı olarak hileli yollarla taşınmazı bedelsiz olarak satış suretiyle üzerine geçirdiğini ileri sürerek tapu iptal, tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçirildiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının iradesinin hileli yollarla fesada uğratıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 16.09.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat B.E.B. geldi, davetiye tebliğine rağmen temyiz edilen vekili avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi S.A. tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Karar: Dava, hile hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının maliki olduğu 2000 parsel sayılı taşınmazı satış suretiyle 25.11.1996 tarihinde davalı Niyazi'ye temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı, ölünceye kadar bakım koşuluyla taşınmazı temlik edeceği yerde hileye düşürülmek suretiyle resmi akitte satış olarak intikalinin sağlandığını ileri sürerek, eldeki davayı açmış, mahkemece iddianın sübut bulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, bu iddiayla açılan davanın Borçlar Kanunu'nun 31. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekir. Anılan sürenin başlangıcının ise hileye ıttıla tarihi olacağı kuşkusuzdur.
Buna göre, daha önceden davacıya vasi atanması konusunda açılan davaya ait dilekçede çekişme konusu taşınmazın satışa konu edildiği yazılı olup, davacının bu dilekçe münderecatına bir başka ifade ile temlikin satış olduğuna muttali olduğunun kabulü gerekir. O halde, dava tarihi gözetildiğinde yasada öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilmek suretiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere kabulüne karar verilmiş olması doğru değildir.
Sonuç: Davalının temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2007 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesinin 14. maddesi gereğince gelen temyiz eden vekili için 550,00. YTL duruşma avukatlık parasının temyiz edilenden alınmasına ve alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 16.09.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy